Leishmaniazis tanısında kullanılan nonspesifik bir testtir.
Hipofosfatazya hastalığının tanı ve tedavisinin takibinde yardımcı test olarak kullanılmaktadır.
Primer Membranöz nefrit (MN) tanı ve takip Primer membranöz glomerülonefrit veya Primer Membranöz Nefrit, böbrek glomerüllerinin kronik inflamatuar otoimmün bir hastalığıdır. Otoimmun hasara böbrek fonksiyonunda ilerleyici bir azalma eşlik eder. Hastalık, ağır proteinüri, hipoalbüminemi, hiperlipidemi, ödem ve lipidüri ile karakterize edilen kompleks nefrotik sendroma neden olur. Primer MN erişkinlerde nefrotik sendromun önde gelen nedenlerinden biridir. Proteinüri arttıkça, özellikle tromboembolik ve kardiyovasküler komplikasyonlardan kaynaklanan majör morbidite ve mortalite ile uzun vadeli böbrek yetmezliği riski de artar. Hastaların yaklaşık üçte biri son dönem böbrek hastalığına ilerler, üçte biri böbrek yetmezliğine ilerlemeden kalıcı proteinüri sergiler ve geri kalanı spontan remisyon yaşar. Primer MN'nin teşhisi zordur, çünkü hastalık diğer nefropatilerden, özellikle malignite, enfeksiyon, ilaçlar veya lupus eritematozus diğer sistemik otoimmün hastalıklar veya diabetes mellitus tip 1 gibi altta yatan bir neden tarafından tetiklenen sekonder MN'den ayırt edilmelidir. Primer ve sekonder MN formlarının güvenilir ayrımı, farklı tedavi rejimleri nedeniyle kritik öneme sahiptir. Tüm MN vakalarının %20-30'u ikincil, geri kalan %70-80'i ise birincil olarak sınıflandırılır. Primer MN ayrıca lupus nefriti, nötrofil sitoplazmasına (ANCA) karşı antikorlarla ilişkili vaskülitler ve Goodpasture sendromu gibi böbrek tutulumu olan diğer otoimmün hastalıklardan da ayırt edilmelidir. Anti-fosfolipaz A2 reseptör (PLA2R) antikorları primer membranöz nefropati tanısı için son derece spesifiktir. Primer MN'li hastaların %70'ine yakınında bulunurken, sağlıklı kan donörleri, lupus nefriti, IgA nefriti gibi hastalıklar veya sekonder MN hastalarında bulunmaz. ELISA, hasta serumlarındaki antikor seviyelerini sayısal olarak ölçülmesini sağladığı için hastalık ve tedavi izleme için özellikle yararlıdır.
Kullanım amacı böbrek fonksiyonlarını kontrol etmektir, böbrek taşlarının varlığında , endokrin sistem bozukluklarında.
Hipo- ve hiperfosfatemik durumların ve nefrolitiazisli hastaların değerlendirilmesi amacı ile kullanılır.
hipo-hiperfosfatemik durumların ve Nefrolitiaz hastalarının araştırılmasında kullanılır.
Fosfat seviyeleri, bir hastanın böbrek veya kemikle ilgili bir hastalığı olup olmadığını görmek veya paratiroid bezlerle ilgili sorunları belirlemek için kontrol edilir.
Serum fosfor düzeyi kemik, paratiroid ve böbrek hastalıkları gibi çeşitli durumların tanı ve tedavi takibinde kullanılabilir.
Hipo- ve hiperfosfatemik durumların ve nefrolitiazisli hastaların değerlendirilmesi amacı ile kullanılır.
Frajil X klinik tanısı olan hastalarda Prematür over yetmezliğ olan kadınlarda Ataksi/tremor bulgusu olan orta yaş erkek hastalarda tanı amaçlı yapılır.
Alerjik hastalık ve/veya anaflaksi tablosu olan hastalarda tanı ve immunoterapi için sorumlu alerjen tespiti için
Yara enfeksiyonlarının etkenlerinin belirlenmesi Fronkül etkeninin tanısında kullanılır. İzolatın türü, patojenitesi ve numunenin alındığı vücut bölgesi dikkate alınarak değerlendirilir. Kültürde patojen bakteri bulunursa bakteriler muhtemelen enfeksiyonun kaynağıdır. Eğer kültürde yalnızca normal flora bakterileri varsa patojen bakterilerin az sayıda olmaları nedeniyle izole edilemediği veya enfeksiyonun başka bir nedeni olabileceğini düşündürür. Eğer kültürde bakteri üremezse bakteriyel bir enfeksiyon yoktur veya antibakteriyel ilaç kullanılması vb. nedenlerle üretilememiş olabilir.
Kısa dönem (son 2-3 haftalık) glisemik kontrolün değerlendirilmesinde kullanılır.
Menstrüel düzensizliklerin değerlendirilmesine yardımcı olarak, hipogonadizm şüphesi olan hastaların değerlendirilmesinde, ovulasyonun tahmininde, infertilite değerlendirmesinde ve hipofizer bozuklukların tanısında kullanılır.
Menstrüel düzensizliklerin değerlendirilmesine yardımcı olarak, hipogonadizm şüphesi olan hastaların değerlendirilmesinde, ovulasyonun tahmininde, infertilite değerlendirmesinde ve hipofizer bozuklukların tanısında kullanılır.
Menstrüel düzensizliklerin değerlendirilmesine yardımcı olarak, hipogonadizm şüphesi olan hastaların değerlendirilmesinde, ovulasyonun tahmininde, infertilite değerlendirmesinde ve hipofizer bozuklukların tanısında kullanılır.
Tiroid fonksiyonunun değerlendirilmesinde 2. veya 3. basamak testtir. T4, sensitif TSH ve Total T3 ölçümlerini tamamlayıcı olarak hipertiroidizmin ileri konfirmasyonunu sağlar. Taşıyıcı proteinlerin dağılımı bozuk ötiroid hastaların klinik değerlendirmesinde ve Tiroid hormon replasman tedavisinin takibinde kullanılır.
Tiroid fonksiyon bozuklukları şüphesinde ve değerlendirilmesinde TSH ile birlikte ölçülür.
Sifiliz tanısı, doğrulaması Sifiliz, Treponema pallidumun neden olduğu hala dünyanın en sık görülen cinsel yolla bulaşan hastalığıdır. Primer, sekonder ve erken latent olmak üzere üç döneme ayrılır. Primer enfeksiyon kendini 10-90 günlük bir inkübasyon periodunun ardından etkenin giriş yerinde ağrısız şankr ile gösterir. Sifiliz tanısı için kullanılan treponemal testlerden olan FTA-ABS, gerçek ve yalancı pozitif nontreponemal test sonuçlarının doğrulaması için kullanılmaktadırlar. Spesifik treponemal testler ömür boyu reaktif kalabileceğinden, FTA-ABS tedaviyi takip etmek veya yeniden enfeksiyon tanısı için kullanılmamalıdır.
Sifiliz tanısı, doğrulaması Sifiliz, Treponema pallidumun neden olduğu hala dünyanın en sık görülen cinsel yolla bulaşan hastalığıdır. Primer, sekonder ve erken latent olmak üzere üç döneme ayrılır. Primer enfeksiyon kendini 10-90 günlük bir inkübasyon periodunun ardından etkenin giriş yerinde ağrısız şankr ile gösterir. Sifiliz tanısı için kullanılan treponemal testlerden olan FTA-ABS, gerçek ve yalancı pozitif nontreponemal test sonuçlarının doğrulaması için kullanılmaktadırlar. Spesifik treponemal testler ömür boyu reaktif kalabileceğinden, FTA-ABS tedaviyi takip etmek veya yeniden enfeksiyon tanısı için kullanılmamalıdır. Nörosifiliz genellikle erken (1-2 yıl içinde) veya geç (1-2 yıldan sonra) olarak ayrılır. Geleneksel inanışların aksine, nörosifilizin en yaygın sunumu, ilk enfeksiyondan sonraki birkaç yıl içindedir (erken nörosifiliz). Santral sinir sisteminde çok sayıda nörolojik semptom kompleksine neden olabilir. Meningo vasküler sifiliz en yaygın şeklidir. Klinik belirtileri karakteristik değildir. Çok çeşitli nörolojik hastalıklar, nörosifiliz ile aynı klinik tabloyu verebilir. Hastalığın geç evrelerini saptamak için sıklıkla bir T. pallidum tarama testi yapmak gerekir. Nörosifilizin klasik formu tabes dorsalis artık çok nadiren görülmektedir.
Sifiliz tanısı, doğrulaması Sifiliz, Treponema pallidumun neden olduğu hala dünyanın en sık görülen cinsel yolla bulaşan hastalığıdır. Primer, sekonder ve erken latent olmak üzere üç döneme ayrılır. Primer enfeksiyon kendini 10-90 günlük bir inkübasyon periodunun ardından etkenin giriş yerinde ağrısız şankr ile gösterir. Sifiliz tanısı için kullanılan treponemal testlerden olan FTA-ABS, gerçek ve yalancı pozitif nontreponemal test sonuçlarının doğrulaması için kullanılmaktadırlar. Spesifik treponemal testler ömür boyu reaktif kalabileceğinden, FTA-ABS tedaviyi takip etmek veya yeniden enfeksiyon tanısı için kullanılmamalıdır. FTA-ABS IgM'nin saptanması teorik olarak konjenital sifiliz enfeksiyonun teşhisinde yardımcı olmalıdır çünkü IgM plasentadan geçmez. FTA-ABS 19S IgM testi, risk altındaki bebekler arasında %73'lük bir duyarlılığa ve %100'lük bir özgüllüğe sahip olsa da %10 vakada muhttemel romatoid faktör ile ilgili yanlış pozitif sonuçlar elde edilebilir.
Diğerlerinin yanı sıra Aspergillus türleri, Fusarium türleri, Candida türleri ve Pneumocystis jiroveccii dahil olmak üzere çeşitli mantarların neden olduğu istilacı mantar enfeksiyonlarının teşhisine yardımcı olur
FUS füzyon gen varlığını saptamak amacıyla kullanılır.
Pompe hastalığında dizi analizi ile mutasyon saptanamayan olgularda, delesyon duplikasyon analizi yapılması önerilmektedir.
Serum gabapentin konsantrasyonlarının izlenmesi Uyumluluğun değerlendirilmesi Hastalarda dozajın ayarlanması
Otoimmun nörolojik hastalıkların ayırıcı tanısı (Paraneoplasitk panel içinde çalışılır) Stiff Person Sendromu, Moersch-Woltman sendromu, Limbik Ensefalit, epilepsi ve serebellar ataksi gibi nörolojik hastalıkların ayırıcı tanısı Paraneoplastik nörolojik bozukluklar, altta yatan bir neoplazmı olan hastalardaki bir grup heterojen nörolojik bozukluğu temsil eder. Paraneoplastik nörolojik bozukluklar nispeten nadirdir ve insidansının kanser hastalarının %0.01'i olduğu tahmin edilmektedir. Patogenezleri, metastazlara veya tümörün doğrudan invazyonuna değil, tümöre yönelik immün savunmanın immünolojik yan etkilerine atfedilir. Paraneoplastik nörolojik bozuklukların klinik özellikleri pleiotropiktir. Paraneoplastik serebellar dejenerasyon (PCD) en karakteristik sendromdur. Paraneoplastik serebellar dejenerasyon genellikle semptomların subakut başlangıcını ve müteakip sabit ilerlemeyi gösterir. Simetrik ataksi ve serebellar yürüme ataksisi, dizartri ve nistagmus ana özelliklerdir. Glutamik asit dekarboksilaz (GAD) 65'e karşı otoantikorlar, farklı sendrom tipleriyle ilişkilendirilmiştir. Bu antikorlar, tanı anında hastaların %80'inde bulunduğundan, diabetes mellitus tip 1 (DM1) tanısı için biyobelirteçler olarak yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bununla birlikte, anti-GAD65'in Stiff person sendromu, serebellar ataksi, epilepsi (Ep) ve limbik ensefalit dahil olmak üzere spesifik nörolojik bozukluklarla da ilişkili olabileceği iyi bilinmektedir. Anti-GAD65 hedef antijen intraselüler yerleşimli olduğundan direkt antikor ilişkili patojenik etki olup olmadığını anlamak zordur. Ayrıca, immünoterapiye verilen yanıt, diğer birçok antinöronal antikorun neden olduğu nörolojik bozuklukları olan hastalardakinden daha zayıftır.
Otoimmun nörolojik hastalıkların ayırıcı tanısı (Paraneoplasitk panel içinde çalışılır) Stiff Person Sendromu (SPS), Moersch-Woltman sendromu, Limbik Ensefalit, epilepsi ve serebellar ataksi gibi nörolojik hastalıkların ayırıcı tanısı Glutamik asit dekarboksilaz (GAD) 65'e karşı otoantikorlar, farklı sendrom tipleriyle ilişkilendirilmiştir. Bu antikorlar, tanı anında hastaların %80'inde bulunduğundan, diabetes mellitus tip 1 (DM1) tanısı için biyobelirteçler olarak yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bununla birlikte, anti-GAD65'in Stiff person sendromu, serebellar ataksi, epilepsi (Ep) ve limbik ensefalit dahil olmak üzere spesifik nörolojik bozukluklarla da ilişkili olabileceği iyi bilinmektedir. Anti-GAD65'in nöroinflamasyondaki patofizyolojik rolü hala belirsizdir. Hedef antijen intraselüler yerleşimli olduğundan direkt antikor ilişkili patojenik etki olup olmadığını anlamak zordur. Ayrıca, immünoterapiye verilen yanıt, diğer birçok antinöronal antikorun neden olduğu nörolojik bozuklukları olan hastalardakinden daha zayıftır.
Bakteriyel sindirim sistemi infeksiyonlarına (gastroenterit, kolit, dizanteri) neden olan etkenlerin tespitine yönelik bir testtir. Bu test ile örnekte Shigella ve Salmonella cinsi bakterilerin ve E. coli O:157 serotipinin varlığı araştırılmaktadır. Rutin gaita kültürü çalışmasının sonucunda bazı Yersinia, Aeromonas, Plesiomonas ve Vibrio türleri de tespit edilebilse de bu etkenlerden şüphelenilen durumlarda (örneğin deniz kabuklularının tüketilmesini takiben başlayan diyare öyküsü veya pirinç suyu gibi ishal varlığı gibi...) etkenlere spesifik ekimlerin yapılması gerekebileceğinden laboratuvar bilgilendirilmeli ve uygun çalışma kayıtları açılmalıdır (Gaitada Vibrio Kültürü, Gaitada Yersinia Kültürü). Campylobacter türleri ise rutin gaita kültürü çalışmalarında kullanılan ortamlarda üretilememektedir. Bu nedenle bu bakteriden şüphe duyulan durumlarda mutlaka "Gaitada Campylobacter Kültürü" çalışması planlanmalıdır.
Portör muayenesi yapılan kişilerde olası taşıyıcılıkları açısından gaita ile taşınan bakterilerin araştırılması amacıyla yapılır
Bu inceleme, çoğunlukla infeksiyöz ve paraziter tablolar olmak üzere bazı gastrointestinal sistem patolojilerinin tanısına yardımcı olur.
Gaitada adenovirus varlığının belirlenmesi.
Entomobea Hystolitica/dispar asemptomatik, doku invazyonsuz semptomatik veya doku invazyonlu semptomatik gibi farklı klinik tablolara neden olabilen protozoalardır. İnkübasyon periodları birkaç günden birkaç aya kadar değişebilmektedir. Ateş, karın ağrısı, kramplı daire, dışkıda kan ve mukus varlığı ile kendini gösterebilir. İntestinal invazyonla ülserlere neden olurlar. Ektraintestinal olarak en çok tutulan bölge karaciğerdir. Tanıda en sık kullanılan metod direk mikroskobik incelemedir.
Bu test, insan dışkısında E. histolytica adezin antijeninin hızlı tespiti amacıyla kullanılır.
Campylobacter bakterilerinin izolasyon ve tanımlanması.
Hemorajik kolit ve hemolitik üremik sendrom etkeni olan E.coli 0157:H7 izolasyonu amacı ile kullanılır.
Test, insan dışkısında (erişkin ya da çocuk) Giardia intestinalis kist antijeninin tespiti için kullanılır. Bu sayede Giardia intestinalis'in neden olduğu sindirim sistemi enfeksiyonlarının tanısı konulmuş olur.
Gaita içerisindeki hemoglobinin kimyasal tespiti amacıyla yapılır.
Gaitada gizli kan testi, dışkı içerisinde makroskopik olarak farkedilemeyen miktarlardaki kanamaların tayini için kullanılan bir testtir.
Gaitanın makroskobik ve mikroskobik hazmedilmemiş gıda partikülleri yönünden incelenmesi. Not: Gaitada kantitatif yağ tayini (steatokrit çalışması) bu test kapsamında yapılan bir işlem değildir..
Test, ishal nedeni olan norovirüs varlığını belirlemek için kullanılır.
İnsan sindirim kanalındaki protozoon ve helmint enfeksiyon ve enfestasyonlarının teşhisi amacıyla yapılmaktadır.
Yumurtalarının dışkıda tespiti zor olan Enterobius vermicularis' in tanısında kullanılır. Selofan bant yöntemi sabah uyanır uyanmaz tuvalet ya da banyodan önce uygulanmalı; hastanın paraziti taşımadığından emin olmak için en az 3-4 gün arka arkaya yinelenmelidir.
Bu panelin içeriğindeki testler, insan dışkısında E. histolytica adezin antijeninin, Giardia intestinalis kist antijeninin ve Crptosporidium ookist antijeninin hızlı tespiti amacıyla kullanılır.
Gaita normalde hafif alkali pH’ya sahiptir. PH ölçümü kanbonhidrat ve protein sindirimi konusunda fikir vermesi açısından kullanılır.
Gaitada redüktan (indirgeyici) madde testi çocuklarda besin emilim bozukluklarının (Malabsorbsiyon) değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Çeşitli ishal sebeplerinin (osmatik-nonosmatik ishal) ayırt edilmesi için de kullanılır. Disakkaridaz enzim eksiklikleri (laktaz eksikliği gibi) ve monosakkarit emilim bozukluklarının taraması için kullanılır.
Gaitada rotavirüs varlığının belirlenmesi.
Safradaki konjuge bilirubin, bağırsaktaki bakterilerin etkisiyle “sterkobilinojen”e dönüşür. Sterkobilinojenin büyük bölümü dışkıyla atılır. Kalanı bağırsaktan emilerek yeniden karaciğere gelir ve işlenerek konjuge bilirubine dönüştürülür. Normal gaitada, safradan gelen sterkobilinojen okside olarak sterkobiline dönüşür ve gaitaya sarı rengi verir. Tıkanma sarılıklarında ve hepatosellüler sarılıkta bağırsaktaki miktarı azalır. Gaitanın rengi kül renginde görülür. Gaitada sterkobilinin artması değil, azalması ya da bulunmaması hastalık belirtisidir.
Kistik fibrozis ve pankreas yetmezliğini taramak için pankreas fonksiyonunu değerlendirmek amacıyla çalışlır.
Vibrio Cholera’nın izolasyonu ve identifikasyonu.
Y. pestis (veba) tanısında kullanılır. Y.pestis esas olarak kemirgenlerin hastalığıdır. Pireler aracılığıyla hayvandan hayvana bulaşırlar, hasta hayvanlardan insanlara derideki yara ve sıyrıklarla bulaşabilir. Bakteri giriş yerine en yakın lenf nodlarında yerleşir ve 2-5 gün sonra lenf düğümlerinde koyu renk değişikliği ve şişmelerle kendini gösterir
Krabbe hastalığının (galaktoserebrozidaz eksikliği) teşhisi
Galaktoz metabolizması bozukluklarından olan Galaktoz-1-fosfat üridiltransferaz enzim eksikliğinin tanısında doğrulama amacı ile kullanılır. Bu test ile yenidoğan tarama sonucu kuru kan örneğinde sınırda veya pozitif çıkan hastaların EDTA'lı tam kan örneğinde Galaktoz-1-fosfat üridiltransferaz enzim aktivitesi çalışılarak sonuç doğrulanır.
Test, yenidoğanın GALT eksikliği sonucu ortaya çıkan klasik galaktozemi açısından taranmasına yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Bu test tarama amaçlı kuru kan örneğinde yapılmaktadır.