Primer Biliyer Siroz/Kolanjit (PBC) ayırıcı tanısı PBC, intrahepatik safra kanaliküllerinin ilerleyici yıkımı ile karakterize otoimmün bir hastalıktır. Karaciğer hasarı ve değişken şiddette kolestaz oluşturur. Kronik immün hasarın safra epitel hücre kaybı ile etkileşimi, bu mekanizma hala çalışılmakta olmasına rağmen, hastalığın ana nedeni olarak kabul edilmektedir. Prevalans düşüktür, ancak ağırlıklı olarak yaşamın beşinci dekadındaki kadınları etkiler. Genellikle asemptomatiktir ve hastalarda progresif duktopeni, kolestaz ve biliyer fibrozis açısından çeşitli riskler vardır. Tanı, ağırlıklı olarak, alkalin fosfatazın yüksekliğine eşlik eden anti-mitokondriyal antikorların (özellikle M2) veya diğer gp210, sp100 antikorlarının varlığına dayanır. PBC, anti-mitokondriyal otoantikorların (AMA) tip-2 (AMA-M2) tespiti ile karakterize edilir. AMA pozitif hastalar arasında AMA-M2, PBC hastalarının %95-98'inde bulunur. M4, M8 ve M9'a karşı AMA da PBC ile ilişkilidir, ancak prevalansı düşüktür. Ek olarak, bazı hastalarda özellikle AMA-M2-negatif hastalarda ve ayrıca prognozla ilgili olarak anti-Sp100 ve anti-gp210 otoantikorları PBC için oldukça spesifiktir.
Moraxella catarrhalis tanısı Moraxella catarrhalis, solunum yolu enfeksiyonlarının önemli bir nedenidir. Esas olarak üst solunum yollarının sık görülen bir komensal organizması olduğu düşünülmesine rağmen sağlıklı çocuklar ve yaşlılarda üst solunum yolu enfeksiyonlarının önemli bir nedeni olarak kabul edilmektedir. Ayrıca alt solunum yolları, kan veya plevral enfeksiyonlarının nadirde olsa önemli bir etkenidir. M. catarrhalis'e bağlı enfeksiyonların tanısı , mikroorganizmanın normalde steril olan vücut sıvılarından izolasyonu ile konulabilir. M. catarrhalis'e bağlı alt solunum yolu enfeksiyonu olan erişkinlerde, bakteri balgam örneklerinde gösterilebilir. Organizmanın kültürü, şu anda kullanılan moleküler tanı yaklaşımlarına kıyasla külfetli ve yavaştır. Ayrıca, M. catarrhalis'in koloni morfolojisi normal üst solunum yolu florasının bir parçasını oluşturan komensal Neisseria türlerinden ayırt edilmesi zordur. Bu nedenle tanıda PCR kullanımı tanıya yardımcı olur. Enfeksiyon sırasında üst solunum yollarındaki M. catarrhalis bakteri miktarının değişebileceği göz önüne alındığında, bu bakterilerin nazofaringeal örneklerde PCR ile belirlenmesi tanıda yardımcı olabilir. PCR, kültür sonuçlarına göre %100 duyarlılık ve %98'e varan özgüllüğe sahiptir.
Tüberküloz enfeksiyonu hızlı tanısı Tüberküloz , dünya çapında önemli bir küresel halk sağlığı sorunu oluşturan ciddi bir hastalıktır. Şu anda, MTB'nin tespiti için çok yüksek hassasiyet ve özgüllük ile nükleik asit bazlı teknolojiler kullanılmaktadır. Geleneksel tanı yöntemlerinin performansıyla ilgili birçok sorun olduğundan, klinik olarak akciğer tüberküloz ön tanısı olan örneklerde mikobakterilerin güvenilir, erken tespiti ve tip ayrımı için polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) testleri geliştirilmiştir. Farklı biyolojik numunelerin mililitresinde < 10 basil tespit edebilen PCR tekniği, MTB'nin teşhisi için yararlıdır.
Primer Biliyer Siroz/Kolanjit (PBC) ayırıcı tanısı PBC, intrahepatik safra kanaliküllerinin ilerleyici yıkımı ile karakterize otoimmün bir hastalıktır. Karaciğer hasarı ve değişken şiddette kolestaz oluşturur. Kronik immün hasarın safra epitel hücre kaybı ile etkileşimi, bu mekanizma hala çalışılmakta olmasına rağmen, hastalığın ana nedeni olarak kabul edilmektedir. Prevalans düşüktür, ancak ağırlıklı olarak yaşamın beşinci dekadındaki kadınları etkiler. Genellikle asemptomatiktir ve hastalarda progresif duktopeni, kolestaz ve biliyer fibrozis açısından çeşitli riskler vardır. Tanı, ağırlıklı olarak, alkalin fosfatazın yüksekliğine eşlik eden anti-mitokondriyal antikorların (özellikle M2) veya diğer gp210, sp100 antikorlarının varlığına dayanır. PBC, anti-mitokondriyal otoantikorların (AMA) tip-2 (AMA-M2) tespiti ile karakterize edilir. AMA pozitif hastalar arasında AMA-M2, PBC hastalarının %95-98'inde bulunur. M4, M8 ve M9'a karşı AMA da PBC ile ilişkilidir, ancak prevalansı düşüktür. Ek olarak, bazı hastalarda özellikle AMA-M2-negatif hastalarda ve ayrıca prognozla ilgili olarak anti-Sp100 ve anti-gp210 otoantikorları PBC için oldukça spesifiktir.
Primer Biliyer Siroz/Kolanjit (PBC) ayırıcı tanısı PBC, intrahepatik safra kanaliküllerinin ilerleyici yıkımı ile karakterize otoimmün bir hastalıktır. Karaciğer hasarı ve değişken şiddette kolestaz oluşturur. Kronik immün hasarın safra epitel hücre kaybı ile etkileşimi, bu mekanizma hala çalışılmakta olmasına rağmen, hastalığın ana nedeni olarak kabul edilmektedir. Prevalans düşüktür, ancak ağırlıklı olarak yaşamın beşinci dekadındaki kadınları etkiler. Genellikle asemptomatiktir ve hastalarda progresif duktopeni, kolestaz ve biliyer fibrozis açısından çeşitli riskler vardır. Tanı, ağırlıklı olarak, alkalin fosfatazın yüksekliğine eşlik eden anti-mitokondriyal antikorların (özellikle M2) veya diğer gp210, sp100 antikorlarının varlığına dayanır. PBC, anti-mitokondriyal otoantikorların (AMA) tip-2 (AMA-M2) tespiti ile karakterize edilir. AMA pozitif hastalar arasında AMA-M2, PBC hastalarının %95-98'inde bulunur. M4, M8 ve M9'a karşı AMA da PBC ile ilişkilidir, ancak prevalansı düşüktür. Ek olarak, bazı hastalarda özellikle AMA-M2-negatif hastalarda ve ayrıca prognozla ilgili olarak anti-Sp100 ve anti-gp210 otoantikorları PBC için oldukça spesifiktir.
HBV tedavisinin etkinliğinin sağlanması amacıyla çalışılır.
HBV tedavisinin etkinliğinin sağlanması amacıyla çalışılır.
HBV tedavisinin etkinliğinin sağlanması amacıyla çalışılır.
HBV tedavisinin etkinliğinin sağlanması amacıyla çalışılır.
Anormal serum magnezyum konsantrasyonlarının nedeninin araştırılması; Beslenme ile alınan magnezyum miktarının yeterli olup olmadığını belirleme; Preeklampsi tedavisi uygulanan hastaların takibi.
Anormal serum magnezyum konsantrasyonlarının nedeninin araştırılması; Beslenme ile alınan magnezyum miktarının yeterli olup olmadığını belirleme; İdrarda kalsiyum oksalat ve kalsiyum fosfat yoğunluğunu hesaplama ve böbrek taşı riskini değerlendirme.
Magnezyum metabolizması ve elektrolit dengesinin değerlendirilmesi ile preeklampsi tedavisi uygulanan hastaların takibinde kullanılır. Magnezyum eksikliğinin erken dönemde teşhis edilmesine yardımcı olur.
Anormal serum magnezyum konsantrasyonlarının nedeninin araştırılması; Beslenme ile alınan magnezyum miktarının yeterli olup olmadığını belirleme; İdrarda kalsiyum oksalat ve kalsiyum fosfat yoğunluğunu hesaplama ve böbrek taşı riskini değerlendirme.
Anormal serum magnezyum konsantrasyonlarının nedeninin araştırılması; Beslenme ile alınan magnezyum miktarının yeterli olup olmadığını belirleme; İdrarda kalsiyum oksalat ve kalsiyum fosfat yoğunluğunu hesaplama ve böbrek taşı riskini değerlendirme.
Miyelodisplastik sendrom gibi bazı hastalıklarda, hastaların referans aralığında olan MCV değerlerine sahip olduğu vakalar bulunmaktadır. Bu gibi hastalarda incelendiğinde MicroR veya MacroR parametrelerinde artış olduğu görülmektedir. MicroR ve MacroR parametreleri bu nedenle aneminin olası nedenlerini daraltmak için kullanılabilmektedir.
Yüksek enzim düzeyinin Makro ALP ile ilgili olup olmadığını belirlemek
Yüksek enzim düzeyinin Makro ALT ile ilgili olup olmadığını belirlemek
Yüksek enzim düzeyinin Makro Amilaz ile ilgili olup olmadığını belirlemek
Yüksek enzim düzeyinin Makro AST ile ilgili olup olmadığını belirlemek
Yüksek enzim düzeyinin Makro CK ile ilgili olup olmadığını belirlemek
Yüksek enzim düzeyinin Makro insülin ile ilgili olup olmadığını belirlemek
Belirgin ve izole TSH yüksekliği olan tiroid disfonksiyonunun diğer belirtileri olmayan hastalarda TSH yüksekliğinin sebebini araştırmak amacı ile kullanılır.
Serum prolaktin düzeyi yüksek olup hiperprolaktinemi semptom ve bulguları (görme alanı bozuklukları, başağrısı, galaktore (memeden süt gelmesi), oligomenore, amenore, infertilite, erkeklerde libido kaybı, jinekomasti) olmayan hastalarda biyolojik olarak aktif prolaktin düzeyinin belirlenmesi amacıyla kullanılır.
Mikroorganizmaların tür düzeyinde tanımlanması.
Manganez maruziyetinin serum örneklerinde izlemi amacıyla kullanılılr. Nutrisyonel izlem
Rastgele idrar örnekleri kullanarak manganez maruziyetini izleme. Nutrisyonel takip
Manganez madencileri ve manganez işleyen kişilerde Parkinson benzeri santral sinir sistemi semptomlarının değerlendirilmesi Karaciğer sirozunun karakterizasyonu Siroz tedavisi, Parenteral Nutrisyon ilişkili Mn toksistesi ve Çevresel Mn maruziyetinde terapotik izlem
İnvaziv mantar enfeksiyonlarında etken belirlenmesi İnvaziv mantar enfeksiyonları önde gelen yoğun bakım enfeksiyonları ve ölüm nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir. Pulmoner invaziv aspergilloz, bağışıklığı baskılanmış hastalarda en sık görülen invaziv küf enfeksiyonudur ; ancak, son birkaç yılda Aspergillus dışı enfeksiyonlara artış gözlenmeye başlamıştır. Hastalar spesifik belirti ve semptomlar göstermeyebileceğinden, kesin bir tanı koymak zordur. Tanı klinik numunelerin geleneksel mikrobiyolojik incelemesi, mikroskobik inceleme, kültür ve Aspergillus galaktomannan testi gibi serolojik testlere dayanır. Hiçbir yöntemin yeterli tanıya izin verecek kadar duyarlı ve spesifik olduğu kanıtlanmamıştır ve ""altın standart"" mikroskopi ve kültürden oluşur. Fungal PCR kullanımı mikroskobik incelemenin negatif olması durumunda kültür ve antijen testine destek olabilir. Test içeriği; Aspergillus Fumigatus, Aspergillus Terreus, Aspergillus Flavus, Pneumocystis jirovecii, Candida glabrata, Candida krusei, Candida albicans, Candida parapsilosis, Candia auris
Klinik örnekte üremiş olan mantarın izolasyon ve identifikasyonu. Saçlı deride mantar enfeksiyonları Tinea kapitis olarak bilinir. Hastalığın 3 klinik formu vardır. 1. Tinea kapitis Süperfisialis (Saçkıran): Genellikle ilkokul çağında olan çocuklarda da sık görülür. Kaşıntılı olabilir. Tedavi edildiğinde iz bırakmadan iyileşir. Sıklıkla Trichophyton ve Microsporum cinsi dermatofitler etkendir. 2. Tinea Kapitis Profunda (Kerion Celsi): Tinea kapitisin inflamatuar formudur. Kafa derisinde çeşitli büyüklükte püstüler ve nodüler lezyonlar meydana gelir. Sekonder enfeksiyona başlı olarak lenfadenopati gelişebilir, ayrıca hastalarda ateş, ağrı oluşabilir. Lezyonlar iz bırakarak iyileşirler. 3. Favus: T. schöenleini etken olduğu enfeksiyon sıklıkla saçlı deriyi tutar. Ancak deri ve tırnakları da etkileyebilir. Puberte öncesi başlayan hastalık tedavi edilmez ise puberteden sonra da devam edebilir.
Klinik örnekte mantar izolasyon ve identifikasyonu. Tek taraflı körlüğün tüm dünyada önde gelen sebeplerinden biri enfeksiyöz keratitlerdir. Enfeksiyöz keratitler içerisinde mantar keratitleri, bakteriyel keratitlerden daha nadir görülen, ancak görmeyi daha ciddi tehdit eden enfeksiyonlardır. Mantar keratitlerinde, klinik tanının deneyim gerektirmesi, sitolojik inceleme ve mantar kültürlerinin titiz ve görece uzun süreli bir çalışmaya ihtiyaç göstermesi başlıca tanısal zorluklar iken, antifungal ilaçların düşük korneal penetransı, genellikle fungistatik özellikte olmaları ve etken mantarların ilaç duyarlılığındaki çeşitlilikler tedavideki önemli güçlüklerdir. Bu güçlükler sebebiyle prognoz bakteriyel keratitlere kıyasla daha kötüdür ve kornea perforasyonu görülme sıklığı 5-6 kat daha fazladır. Bu sebeple, mantar keratitlerinde erken tanı ve etkin tedavi önemli ve gereklidir.
Mantar enfeksiyonlarında patojen mikroorganizmanın tanımlanması amacıyla kullanılır. Mantarların tanısı, enfekte bölgelerden alınacak örneklerde, mikroskobik inceleme ve kültür ile etken mantarın gösterilmesi ve üretilmesi ile konur. Tanıda her iki yöntemin beraberce kullanımı hem tespit edilme ihtimalini arttıracak, hem de mantarın cins ve tür düzeyinde tanımlanmasını sağlayacaktır. Kültür, mantar tanısı için altın standarttır ve ek olarak antifungal duyarlılık testi de yapılabilmesini sağlar. Standart mantar kültürü hızlı ürerler (3-5 gün). Ancak vakaların sadece %50'sinin kültür pozitif olduğuna dikkat etmek önemlidir Kültür izolatlarının ""Matrix-Assisted LaserDesorption Ionization-Time of Flight Mass Spectrometry’’ MALDI-TOF MS ile tanımlanması, bakteriyel ve maya enfeksiyonları için hızlı ve güvenilir bir yöntemdir. MALDI-TOF MS cihazları ile konvansiyonel yöntemlerle çok zor yapılabilen identifikasyon işlemleri kısa sürede ve doğru olarak yapılabilmektedir. Candida auris gibi nadir görülen mantarlarda bile çok kısa sürede sonuç verilebilmektedir. Bu da tedaviye rağmen düzelmeyen dirençli mantar enfeksiyonlarında tedavinin planlaması açısından yol gösterici olacaktır.
Klinik örnekte üretilmiş olan fungal etkenin izolasyon ve identifikasyonu. Yüzeyel mantar enfeksiyonları dermatofitlerin (dermatofitoz) ve dermatofit dışı mantarların (Kandidozlar) oluşturduğu enfeksiyonları içerir. Dermatofitler jeofilik, zoofilik ve antropofilik olarak 3 farklı kategoriye ayrılır. Antropofilik mantarlar genellikle insanları enfekte eder ve kişiden kişiye doğrudan ya da dolaylı olarak bulaşır. Kronik, tedavisi zor ve inflamatuvar olmayan enfeksiyonlar oluştururlar. Zoofilik ve Jeofilik mantarlar ise tedaviye iyi yanıt verirler.
Klinik örnekte mantar izolasyon ve identifikasyonu. Mantarların tanısı, enfekte bölgelerden alınacak örneklerde, mikroskobik inceleme ve kültür ile etken mantarın gösterilmesi ve üretilmesi ile konur. Tanıda her iki yöntemin beraberce kullanımı hem tespit edilme ihtimalini arttıracak, hem de mantarın cins ve tür düzeyinde tanımlanmasını sağlayacaktır. Kültür, mantar tanısı için altın standarttır ve ek olarak antifungal duyarlılık testi de yapılabilmesini sağlar. Standart mantar kültürü hızlı ürerler (3-5 gün). Ancak Pozitif mikroskopide bile vakaların sadece %50'sinin kültür pozitif olduğuna dikkat etmek önemlidir
Klinik örnekte mantar izolasyon ve identifikasyonu. Exüda/Pü/Abse gibi enfeksiyon sonucu gelişen durumların tedavisinde erken tanı ve tedavi çok önemlidir. Etkenin tanımlanmasındaki hatalar, tedavinin uzamasına, kronikleşmeye ve komplikasyonların ortaya çıkmasına neden olabilir. Mantar enfeksiyonlarının tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Yapılacak olan kültür testi ile enfeksiyon etkeninin tanımlanması tedaviyi kolaylaştıracaktır.
Klinik örnekte mantar izolasyon ve identifikasyonu. Kulak mantarı (otomikoz), maya ve küf mantarlarının neden olduğu bir enfeksiyonudur. En sık Aspergillus ve daha az olarak Candida türü mantarlar enkeksiyona neden olurlar. Kulak kanalında şişliğe, kurumaya, pullanmaya, akıntıya ve ağrıya neden olabilir. Tedavi edilmediği taktirde geçici iletim tipi işitme kaybına neden olabilir. Tedavi ile düzelir.
Klinik örnekte üretilmiş olan fungal etkenin izolasyon ve identifikasyonu. Tırnak mantarı, ya da diğer adıyla onikomikoz, bireyin el veya ayak tırnaklarında görülen bir mantar enfeksiyonudur. Sıklıkla dermatofitler tarafından meydana getirilen bir enfeksiyon olmakla birlikte, dermatofit dışı fırsatçı küf mantarları ve maya mantarları tarafından da meydana gelebilmektedir. İleri yaş, diyabet hastaları, dolaşım veya bağışıklık sistemi sorunları gibi durumlara sahip bireylerin ayak mantarı geliştirmesi riski daha yüksektir. El ve ayak mantarlarının antifungal ilaçlar ile tedavi edilmesi, yüzeyel mantar enfeksiyonlarına nazaran daha zor olmakta, hatta bazen hastalar aylarca ilaç kullanmak zorunda kalmaktadır. Etken olan mantarın doğru identifiye edilmesi ve doğru antifungal ilaçların kullanılması, tedavi planlaması açısından oldukça önemlidir.
Klinik örnekte üremiş olan küf/maya mantarının izolasyon ve identifikasyonu. Akciğerlerde görülen mantar enfeksiyonları, viral ve bakteriyel enfeksiyonlara göre daha az sıklıkla görülür. Bununla beraber uzun süreli hastanede yatış, bağışıklığın baskılanması, diyabet, alkolizm, kortikosteroid ve geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı öyküsü olan olguların solunum örneklerinden çeşitli mantar türleri izole edilebilır. Bazı maya ve küf mantarları akciğerlerde mortalitesi yüksek invaziv enfeksiyonlara neden olabilirler. Başta Candida albicans olmak üzere Candida cinsi mantarlar ve Cryptococcus neoformans mantarları sık olmamakla beraber pnömoni etkeni olabilir. Akciğerlerde en sık invaziv enfeksiyona neden olan küf mantarları Aspergillus türleridir. Sıklıkla izole edilen tür Aspergillus fumigatus olmakla birlikte diğer türler de etken olabilirler. İnvaziv mantar enfeksiyonlarının moratalitesi çok yüksektir. Uzamiş nötropenisi olan olgularda balgam kültüründe küf üremesi olası fungal pnömoni işareti olarak kabul edilir. Kesin tanı için kültür sonucunun direkt mikroskopi, klinik bulguılar ve histopatolojik verilerle beraber değerlendirilmesi gerekir.
Klinik örnekte mantar izolasyon ve identifikasyonu.
Klinik örnekte mantar izolasyon ve identifikasyonu. Boğaz (4268), dil sürüntüsü (4267), semen (4279), gaita (4266) gibi farklı numunelerden de çalışılabilir
Klinik örnekte mantar izolasyon ve identifikasyonu.
Fungal üriner sistem infeksiyonu etkenlerinin tespiti ve identifikasyonu amacıyla yapılır. Çeşitli fungal etkenler insanda üriner sistem enfeksiyonu tablolarına neden olabilmektedir. Özellikle üriner kateter kullanan, üriner enstrümantasyon yapılmış olan, daha önceden geçirilmiş üriner cerrahi öyküsü olan, antibakteriyel kullanan, diabetik ve immün sistemi zayıf bireyler risk altındadır. Candidalar üriner sistemde enfeksiyon yapabilmesinin yanında sessiz kolonizasyon da oluşturabilmektedir. Diğer sistemik fungal infeksiyon etkenleri ise (Cryptococcus neoformans, Aspergillus sp, Mucoraceae sp, Histoplasma capsulatum, Blastomyces sp, Coccidioides immitis) yaptıkları sistemik infeksiyonun bir komponenti olarak böbrekeri de tutabilmekte ve üriner sisteme dissemine olabilmektedir. Mantarlar, böylece basit bir alt üriner sistem infeksiyonundan hayatı tehlikeye atan sistemik üst üriner sistem tablolarına uzanan bir yelpazede karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle etkenin izolasyonu, identifikasyonu ve antifungal duyarlılığının belirlenmesi önem taşımaktadır.
Klinik örnekte mantar izolasyon ve identifikasyonu.
Vajinal mantar infeksiyonlarının tanısı ve etken mikroorganizmaların identifikasyonu amacıyla yapılır. Kandida vulvovajiniti, en sık görülen vajinal infeksiyon tablosudur (prevalansı %20'lere kadar raporlanmaktadır). Başlıca Candida albicans olmak üzere C. glabrata ve C. tropicalis gibi diğer türler tablodan sorumlu olabilmektedir. Bu mantar türleri sağlıklı bireylerin flora elemanları olarak da karşımıza çıkabilmektedir. Vajinal kandidiyazis tablosunda kaşıntı, ağrı ve kokulu akıntı gibi semptomlar ortaya çıkar. Genellikle kısa süreli antifungal tedavi ile düzelmektedir. Bununla birlikte tedaviye dirençli ve sık tekrar eden tablolar da görülebilir. Özellikle böylesi olgularda etkenin identifikasyonu ve antifungal duyarlılık profilinin belirlenmesi gerekli olmaktadır.
Sistemik mastositozun ayırıcı tanısında
Alerjik hastalık ve/veya anaflaksi tablosu olan hastalarda tanı ve immunoterapi için sorumlu alerjen tespiti için
Alerjik hastalık ve/veya anaflaksi tablosu olan hastalarda tanı ve immunoterapi için sorumlu alerjen tespiti için
Candida enfeksiyonlarında kullanılan antifungallere direnç varlığının araştırılması. Enfeksiyona neden olan maya türlerini belirlenmesi ve maya izolatlarının ant, fungal duyarlılığının belirlenmesi Candida maya türlerinin neden olduğu bir enfeksiyon olan kandidiyazis, en yaygın mantar enfeksiyonu türlerinden biridir. İnvaziv kandidiyazın klasik olarak kanı, beyni, kemikleri, gözleri veya kalbi etkilediği kabul edilirken, mukozal kandidiyaz genellikle ağız veya boğazı (""pamukçuk"") veya vajinayı (""maya enfeksiyonları"") etkiler. Birçok antifungal seçeneği mevcuttur ve laboratuvar testleri tedavi seçimine rehberlik edebilir. Her ilacın etkinliği, mantar türüne bağlıdır : belirli bir tür, bazı ilaçlara özünde dirençli ve diğerlerine duyarlı olabilir. Yetersiz tedavi, daha yüksek hastane içi mortalite ile ilişkilidir. Bu nedenle, tercihen kültür yoluyla tür tanımlaması, tedavi kararlarını yönlendirmeye yardımcı olabilir. Duyarlılık testi, özellikle bir türde belirli bir ilaca karşı direnç daha yaygınsa veya bir izolat tedaviye yanıt vermiyorsa, tedaviye rehberlik etmeye de yardımcı olabilir. Bir maya izolatının duyarlılık testi, (1) farklı antifungal ilaçlara duyarlılığı karşılaştırarak, (2) tedavinin olası sonucunu belirleyerek ve (3) ilaç direncini belirleyerek tedaviyi optimize etmelerine yardımcı olabilir. Genel olarak, terapi yanıt oranları in vitro olarak belirli bir ilaca duyarlı olarak tanımlanan izolatlar için %90 ve duyarlı olmadığı belirlenenler için %60'tır.
Çeşitli vücut sıvılarındaki hücre değerlendirmesi fizyolojik ve immunolojik durumu yansıtır.
Enfeksiyon etkenlerinin belirlenmesi
Anemilerin sınıflandırmasında altta yatan sebebi tanımlamak amacıyla kullanılır.
Anemilerin sınıflandırmasında altta yatan sebebi tanımlamak amacıyla.
Anemilerin sınıflandırmasında altta yatan sebebi tanımlamak amacıyla.