Alfa-N-asetil-galaktozaminidaz enzim eksikliği sonucu gelişen lizozomal depo hastalıklarının oligosakkaridozlar sınıfından olan Schindler Hastalığı'nın tanısında kullanılır.
Schindler hastalığı tanısı
HBV tedavisinin etkinliğinin sağlanması amacıyla çalışılır.
HBV tedavisinin etkinliğinin sağlanması amacıyla çalışılır.
Test, LC MS/MS (Tandem MS) yöntemi kullanarak, aminoasit ve açil karnitin metabolizma bozukluklarının saptanmasını amaçlar.
Artmış tirozin kinaz aktivitesine yol açtığı için bu füzyonun varlığı tirozin kinaz inhibitörleri kullanımı için endikasyon oluşturmaktadır. ALL hastalarında PH_like alt tipinde yeninden düzenlenmesi önemlidir.
Artmış tirozin kinaz aktivitesine yol açtığı için bu füzyonun varlığı tirozin kinaz inhibitörleri kullanımı için endikasyon oluşturmaktadır. ALL hastalarında PH_like alt tipinde yeninden düzenlenmesi önemlidir.
Fosfolipid sendrom (Hughes Sendromu), Anti-fosfolipid antikor sendromu (APS) tanısı Anti-fosfolipid antikor sendromu (APS), klinik olarak tekrarlayan tromboz ve preeklemsi, tekrarlayan fötal kayıplar, trombositopeni hikayesiyle ve serolojik olarak anti-fosfolipid antikorların varlığı ile karakterize otoimmün sistemik bir hastalıktır. Primer veya sekonder olabilir. Sekonder APS, otoimmün hastalıklarla (SLE, otoimmün tiroidit, tip III otoimmün poliendokrin sendromu, vaskülitler) birlikte görülür. Kadınlarda görülme sıklığı 1:700 kabul edilmektedir. Antifosfolipid antikorları; negatif yüklü kardiolipin, fosfatidilserin ve nötr fosfatidil kolin, fosfatidil etanolamin gibi değişik fosfolipidleri ve anyonik fosfolipidlere bağlanan beta-2 glikoprotein-1’e karşı oto antikorları içerir. 2006 uluslararası konsensüsüne göre APS tanısı için; en az bir klinik semptom, bulgu (vasküler tromboz veya gebelik morbiditesi) ve en az bir laboratuvar kriteri (lupus antikoagülan, anti-ß2 glikoprotein 1 veya anti-kardiyolipin için pozitif sonuç) gerektirir. APS için laboratuvar tanı kriterlerini karşılamak için en az 12 hafta arayla 2 veya daha fazla fosfolipid antikorunun (kardiyolipin, fosfatidilserin, beta-2 glikoprotein-1) pozitif saptanması gereklidir. Antifosfolipid antikorlar, sağlıklı bireylerde de %2-5 tespit edilebilirler. Enfeksiyonlarla birlikte (HCV, VZV, gibi) pozitif sonuç alınabilir. Bu durumlarda genellikle anti-ß2 glikoprotein 1’e karşı antikor saptanmaz. Güçlü APS şüphesi, ancak IgG ve IgM tipi antifosfolipid antikorlar için negatif sonuçlar alınması durumunda IgA tipi kardiyolipin ve anti-ß2 glikoprotein 1 çalışılması yararlı olabilir. IgA tipi antikorlar, Trombotik olaylarla önemli bir ilişkisi olan Sistemik Lupus Eritematozus (SLE) hastalarında en yaygın izotiptir.
Fosfolipid sendrom (Hughes Sendromu), Anti-fosfolipid antikor sendromu (APS) tanısı Anti-fosfolipid antikor sendromu (APS), klinik olarak tekrarlayan tromboz ve preeklemsi, tekrarlayan fötal kayıplar, trombositopeni hikayesiyle ve serolojik olarak anti-fosfolipid antikorların varlığı ile karakterize otoimmün sistemik bir hastalıktır. Primer veya sekonder olabilir. Sekonder APS, otoimmün hastalıklarla (SLE, otoimmün tiroidit, tip III otoimmün poliendokrin sendromu, vaskülitler) birlikte görülür. Kadınlarda görülme sıklığı 1:700 kabul edilmektedir. Antifosfolipid antikorları; negatif yüklü kardiolipin, fosfatidilserin ve nötr fosfatidil kolin, fosfatidil etanolamin gibi değişik fosfolipidleri ve anyonik fosfolipidlere bağlanan beta-2 glikoprotein-1’e karşı oto antikorları içerir. 2006 uluslararası konsensüsüne göre APS tanısı için; en az bir klinik semptom, bulgu (vasküler tromboz veya gebelik morbiditesi) ve en az bir laboratuvar kriteri (lupus antikoagülan, anti-ß2 glikoprotein 1veya anti-kardiyolipin için pozitif sonuç) gerektirir. APS için laboratuvar tanı kriterlerini karşılamak için en az 12 hafta arayla 2 veya daha fazla fosfolipid antikorunun (kardiyolipin, fosfatidilserin, beta-2 glikoprotein-1) pozitif saptanması gereklidir. Antifosfolipid antikorlar, sağlıklı bireylerde de %2-5 tespit edilebilirler. Enfeksiyonlarla birlikte (HCV, VZV, gibi) pozitif sonuç alınabilir. Bu durumlarda genellikle anti-ß2 glikoprotein 1’e karşı antikor saptanmaz.
Fosfolipid sendrom (Hughes Sendromu), Anti-fosfolipid antikor sendromu (APS) tanısı Anti-fosfolipid antikor sendromu (APS), klinik olarak tekrarlayan tromboz ve preeklemsi, tekrarlayan fötal kayıplar, trombositopeni hikayesiyle ve serolojik olarak anti-fosfolipid antikorların varlığı ile karakterize otoimmün sistemik bir hastalıktır. Primer veya sekonder olabilir. Sekonder APS, otoimmün hastalıklarla (SLE, otoimmün tiroidit, tip III otoimmün poliendokrin sendromu, vaskülitler) birlikte görülür. Kadınlarda görülme sıklığı 1:700 kabul edilmektedir. Antifosfolipid antikorları; negatif yüklü kardiolipin, fosfatidilserin ve nötr fosfatidil kolin, fosfatidil etanolamin gibi değişik fosfolipidleri ve anyonik fosfolipidlere bağlanan beta-2 glikoprotein-1’e karşı oto antikorları içerir. 2006 uluslararası konsensüsüne göre APS tanısı için; en az bir klinik semptom, bulgu (vasküler tromboz veya gebelik morbiditesi) ve en az bir laboratuvar kriteri (lupus antikoagülan, anti-ß2 glikoprotein 1veya anti-kardiyolipin için pozitif sonuç) gerektirir. APS için laboratuvar tanı kriterlerini karşılamak için en az 12 hafta arayla 2 veya daha fazla fosfolipid antikorunun (kardiyolipin, fosfatidilserin, beta-2 glikoprotein-1) pozitif saptanması gereklidir. IgM yapısındaki kardiyolipin antikorları farklı hastalık ve ilaç kullanımları (klorpromazin, fenitoin, hidralazin, prokainamid, kinin, kinidin, valproat, amoksisilin, propanalol, streptomisin) ile oluşabilir ve trombozla korelasyonu daha zayıftır. Antifosfolipid antikorlar, sağlıklı bireylerde de %2-5 tespit edilebilirler. Enfeksiyonlarla birlikte (HCV, VZV, gibi) pozitif sonuç alınabilir. Bu durumlarda genellikle anti-ß2 glikoprotein 1’e karşı antikor saptanmaz.
Acanthamoeba keratitis (AK) tanısı (Göz enfeksiyon paneli içinde çalışılmaktadır) Acanthamoeba türleri musluk suyu ve klorlu yüzme havuzları da dahil olmak üzere toprakta ve suda oldukça bol miktarda bulunan ve fırsatçı serbest yaşayan amiplerdir. Gözde yanlış veya geç teşhis edildiklerinde kötü prognozlu Acanthamoeba keratitis (AK) adı verilen ciddi bir enfeksiyona neden olabilirler. Acanthamoeba keratitis (AK), göz, cilt ve merkezi sinir sisteminde nadir görülen bir enfeksiyondur, ancak kontakt lens kullananların sayısındaki artışa bağlı olarak son yıllarda artmaktadır. Genel olarak insidans, kontakt lens kullanan milyon kişi başına 17-70 vaka arasında değişmektedir. Kornea ameliyatı, travma veya kirli suya maruz kalma gibi olaylar da hastalık ile ilişkilendirilmiştir. Acanthamoeba ayrıca bağışıklığı baskılanmış kişilerde merkezi sinir sisteminin şiddetli ve genellikle ölümcül bir enfeksiyonu olan ensefalite de neden olabilir; Granülomatöz Amebik Ensefalit (GAE) Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde cildi, sinüsleri, akciğerleri ve diğer organları etkileyebilen yaygın bir enfeksiyona da neden olabilir Acanthamoeba enfeksiyonlarının erken teşhisi, iyi bir prognoz sağlamak için kritik öneme sahiptir. Acanthamoeba enfeksiyonlarının mikroskobi ve kültürle teşhisi zordur. Bununla birlikte, bakteri, mantar ve virüsler de benzer klinik belirtilere neden olabileceğinden tanıda multipleks PCR veya özel besiyerlerinde kültür tanıya destek olabilir.
ACE, birincil olarak sarkoidoz tanısı için kullanılmaktadır.
Hipertansiyon yatkınlığı, ACE inhibitörüne yanıt
Nörosarkoidoz tanısını destekler. Tedavi yanıtını değerlendirmek için kullanılabilir.
Alerjik hastalık ve/veya anaflaksi tablosu olan hastalarda tanı ve immunoterapi için sorumlu alerjen tespiti için
Yağ asidi oksidasyon defektleri ve bazı organik asidemilerin taraması
Kortizol yükseklik ve düşüklüklerinin araştırılması için kullanılır.
Kortizol yükseklik ve düşüklük sebeplerinin araştırılması için kullanılır.
Test, metabolik hastalıklar kapsamında açil karnitin türevlerinin metabolizma bozukluklarının taranmasını amaçlamaktadır.
Adalimumab düzeyi tespiti
Trombotik Trombositopenik Purpura (TTP) tanısı. Hemolitik üremik sendrom (HÜS) ayırıcı tanısı
Trombotik Trombositopenik Purpura (TTP) tanısı. Hemolitik üremik sendrom (HÜS) ayırıcı tanısı.
Kazanılmış ve konjenital Trombotik Trombositopenik Purpura (TTP) ayırıcı tanısı
Adenovirüs enfeksiyon tanısı Adenovirüs enfeksiyonunun farklı bölgeleri enfekte eder. Genellikle subklinik bir seyir izler: Viral suşun virülansına ve vücudun direnç seviyesine bağlı olarak (örn. soğuk algınlığı nedeniyle bozulmuş direnç), genellikle epidemik oranlarda olan bulaşıcı bir hastalık gelişebilir. Akut ateşli farenjit, boğmaca benzeri sendrom, bronkopnömoni, faringokonjonktival ateş, foliküler konjonktivit (yüzme havuzu konjonktiviti), gastroenterit, akut hemorajik sistit, meningoensefalit ve hepatit nedeni olabilir. Tanıda doğrudan virüs tespiti tercih edilen yöntemdir. Enfekte bölgeye göre, boğaz sürüntüsü, bronkoalveolar sıvı veya balgam, konjunktival sürüntü, dışkı örneği, idrar ve beyin omurilik sıvısı (BOS)'da PCR kullanılır. Virüsün yüksek stabilitesi nedeniyle, numunenin kurumasının önlenmesi dışında herhangi bir muhafazaya gerek yoktur. Adenovirüs enfeksiyonuna bağlı hepatit şüphesinde EDTA'lı plazma örneği önerilir.
Adenovirüs enfeksiyon tanısı Adenovirüs enfeksiyonunun farklı bölgeleri enfekte eder. Genellikle subklinik bir seyir izler: Viral suşun virülansına ve vücudun direnç seviyesine bağlı olarak (örn. soğuk algınlığı nedeniyle bozulmuş direnç), genellikle epidemik oranlarda olan bulaşıcı bir hastalık gelişebilir. Akut ateşli farenjit, boğmaca benzeri sendrom, bronkopnömoni, faringokonjonktival ateş, foliküler konjonktivit (yüzme havuzu konjonktiviti), gastroenterit, akut hemorajik sistit, meningoensefalit ve hepatit nedeni olabilir. Tanıda doğrudan virüs tespiti tercih edilen yöntemdir. Enfekte bölgeye göre, boğaz sürüntüsü, bronkoalveolar sıvı veya balgam, konjunktival sürüntü, dışkı örneği, idrar ve beyin omurilik sıvısı (BOS) örnekleri kullanılır. Virüsün yüksek stabilitesi nedeniyle, numunenin kurumasının önlenmesi dışında herhangi bir muhafazaya gerek yoktur. Adenovirüs enfeksiyonuna bağlı hepatit şüphesinde EDTA'lı plazma örneği önerilir.
Adenovirüs enfeksiyon tanısı Adenovirüs enfeksiyonunun farklı bölgeleri enfekte eder. Genellikle subklinik bir seyir izler: Viral suşun virülansına ve vücudun direnç seviyesine bağlı olarak (örn. soğuk algınlığı nedeniyle bozulmuş direnç), genellikle epidemik oranlarda olan bulaşıcı bir hastalık gelişebilir. Akut ateşli farenjit, boğmaca benzeri sendrom, bronkopnömoni, faringokonjonktival ateş, foliküler konjonktivit (yüzme havuzu konjonktiviti), gastroenterit, akut hemorajik sistit, meningoensefalit ve hepatit nedeni olabilir. Tanıda doğrudan PCR ile virüs tespiti tercih edilen yöntemdir. Enfekte bölgeye göre, boğaz sürüntüsü, bronkoalveolar sıvı veya balgam, konjunktival sürüntü, dışkı örneği, idrar ve beyin omurilik sıvısı (BOS) örneklerinde çalışılabilir. Virüsün yüksek stabilitesi nedeniyle, numunenin kurumasının önlenmesi dışında herhangi bir muhafazaya gerek yoktur. Adenovirüs enfeksiyonuna bağlı hepatit şüphesinde EDTA'lı plazma örneği önerilir.
Adenovirüs enfeksiyon tanısı (Gastroenterit paneli içinde çalışılmaktadır) Adenovirüs enfeksiyonunun farklı bölgeleri enfekte eder. Genellikle subklinik bir seyir izler: Viral suşun virülansına ve vücudun direnç seviyesine bağlı olarak (örn. soğuk algınlığı nedeniyle bozulmuş direnç), genellikle epidemik oranlarda olan bulaşıcı bir hastalık gelişebilir. Akut ateşli farenjit, boğmaca benzeri sendrom, bronkopnömoni, faringokonjonktival ateş, foliküler konjonktivit (yüzme havuzu konjonktiviti), gastroenterit, akut hemorajik sistit, meningoensefalit ve hepatit nedeni olabilir. Adenovirüs F40/41 tipleri, özellikle çocuklarda akut gastroenteritin (AGE) başlıca viral etkeni olarak kabul edilmektedir. Tanıda doğrudan virüs tespiti tercih edilen yöntemdir. Adenovirüs için enfekte bölgeye göre, boğaz sürüntüsü, bronkoalveolar sıvı veya balgam, konjunktival sürüntü, dışkı örneği, idrar ve beyin omurilik sıvısı (BOS)'da PCR kullanılır. Virüsün yüksek stabilitesi nedeniyle, numunenin kurumasının önlenmesi dışında herhangi bir muhafazaya gerek yoktur. Adenovirüs enfeksiyonuna bağlı hepatit şüphesinde EDTA'lı plazma örneği, akut gastroenterit (AGE) için dışkı örneği önerilir.
Adenozin Deaminaz (ADA); purin metabolizmasına katılan, lenfoid hücrelerin özellikle T hücrelerin diferansiasyonu ve proliferasyonu ile monositten makrofaja olgunlaşmaya yardımcı bir enzimdir.
Adenozin Deaminaz (ADA) aktivitesi tüberkülozlu hastaların serumunda, plazmasında, plevral sıvılarında ve beyin omurilik sıvısında artar. ADA, pürin nükleotid katabolizmasında inozin ve deoksiinozini irreversibl olarak adenozin ve deoksiadenozine deaminize eden bir enzimdir. ADA'nın majör fizyolojik rolü lenfositlerin farklılaşması ve çoğalmasıyla ilgilidir. ADA aktivitesi lenfositik hücrelerde, eritrositlere oranla 10 kat daha fazla bulunmaktadır. T lenfositlerde B lenfositlere göre daha yüksek oranlarda bulunur ve ayrıca T hücre farklılaşması esnasında özellikle immatür ve undiferansiye basamaklarında belirgin artış olur. ADA ile T lenfositlerin olgunlaşması, çoğalması ve farklılaşması arasında köklü bir ilişki vardır. Özellikle bu durum, T lenfositlerin çoğalmasıyla meydana gelen hücresel immün cevabın uyarılmasında; makrofaj aktivitesinin ve ADA aktivitesinin artmasıyla gösterilmiştir. Buna zıt olarak sayısal ve fonksiyonel T lenfosit defektlerine bağlı immün sistem bozukluklarında ADA aktivitesinin de beraber azaldığı görülmüştür. Bu nedenle ADA hücresel immünitenin bir göstergesi olarak görülmektedir. Tüberkülozlu hastalarda da T lenfosit ve ADA aktivitesinin birlikte plevra sıvısında, beyin omurilik sıvısında, plazma ve serumda arttığı gösterilmiştir. Yine artmış serum ADA aktivitesi hücresel immünitenin uyarıldığı tifo, enfeksiyöz mononükleoz, sarkoidoz, karaciğer hastalıkları, akut lösemi, bruselloz, riketsia, akut pnömoni, romatoid artrit ve maligniteler gibi bir çok hastalıkta gösterilmiş ancak spesifik bulunmamıştır.
Adenozin Deaminaz (ADA); purin metabolizmasına katılan, lenfoid hücrelerin özellikle T hücrelerin diferansiasyonu ve proliferasyonu ile monositten makrofaja olgunlaşmaya yardımcı bir enzimdir. Plevral sıvıda ADA, adenozinin inozine dönüşümünü katalizler ve aktif lenfositlerden salınır. Lenfositik sıvılarda tüberküloz plörezi ve malignite ayırımında kullanılır. Bunun dışında lenfoma, malignite, ampiyem, romatoid artrit, intraselüler enfeksiyonlarda da ADA yükselebilir ama spesifik bulunmamıştır.
Diabetes insipitus tanısı Psikojenik su intoksikasyonu tanısı Uygunsuz ADH salınımı sendromu tanısına yardımcı olarak
Diabetes insipitus, Psikojenik su intoksikasyonu, Uygunsuz ADH salınımı sendromu tanısında kullanılır. ADH (Vasopressin)'in görevi, böbreklerden su geri emilimini arttırmaktır. Bu şekilde vücuttaki su tutulumunu düzenler. Vücut susuz kaldığında (dehidratasyon) ADH salgılanır ve böbreklerin suyu tutması sağlanır. Böylece hacmi düşük, yoğunluğu yüksek bir idrar oluşturulur. Orta dereceli bir vazokonstriksiyona sebep olarak kan basıncını da artırır.
Primer adrenal yetmezliğin en yaygın nedeni olan Otoimmün Addison hastalığı ve Otoimmun Addison hastalığının içinde bulunduğu Otoimmün poliendokrin sendromu tip 1 (OPS-1) ve tip 2 (OPS-2) tanısı Addison hastalığının tanısına metabolik ve serolojik testler yardımcı olur. Laboratuvar testlerinin amacı, düşük bir kortizol seviyesini belgelemek ve adrenal yetmezliğin birincil mi yoksa ikincil mi olduğunu belirlemektir. Sabah kortizol, plazma renin seviyeleri ölçümü, ACTH düzeylerin yıllık olarak izlemi ve ACTH stimülasyon testleri yanı sıra serolojik testler yapılabilir. Serolojik belirteçler; adrenal dokusuna (korteks) karşı otoantikorlarının tespitidir. Hedef antijen enzimlerdir: Bugüne kadar Addison hastalığı olan hastalarda üç otoantijen tanımlanmıştır. Addison hastalığında tanınan ana hedef antijen 21-hidroksilazdır ve yalnızca adrenal kortekste eksprese edilir. Diğer iki otoantijen, 17-a-hidroksilaz ve P450 yan zincir parçalama enzimi. Bu iki antikor, hipogonadizm ve erken menopoz ile yakından ilişkilidir. Antikorların taranması Addison hastalığının nedenini ayırt etmeye yardımcı olur. Addison hastalığı sıklıkla otoimmün poliendokrin sendromların (OPS) bir parçasını oluşturan diğer otoimmün bozukluklarla ilişkilidir. Tip I OPS, Addison hastalığı, hipoparatiyoidizm ve kronik mukokutanöz kandidiyazis üçlüsüdür: Tip II OPS, primer hipotiroidizm ve/veya tip 1 diyabet ile ilişkilidir. Otoimmün gastrit de ilişkilendirilebilir.
İkinci trimester dönemi NTD şüphesi olan hastalarda amnion mayinde AFP düzeylerini saptamak amacı ile kullanılır.
NTD için prenatal tarama testidir.
İkinci trimester dönemi prenatal tarama testi içerisinde Nöral Tüp Defekti için biyokimyasal marker olarak risk hesaplamasında kullanılmaktadır.
Primer hepatosellüler, testiküler ve ovaryen kanserlerin tedavi sonrası takibinde kullanılır. Gonadal tümörlerde, hCG ile birlikte istenebilir. Ayrıca, kronik karaciğer ve siroz hastalarında karaciğer kanseri gelişme riski yüksek olduğundan tarama amacıyla kullanılabilir.
Alerjik hastalık ve/veya anaflaksi tablosu olan hastalarda tanı ve immunoterapi için sorumlu alerjen tespiti için
Alerjik hastalık ve/veya anaflaksi tablosu olan hastalarda tanı ve immunoterapi için sorumlu alerjen tespiti için
Alerjik hastalık ve/veya anaflaksi tablosu olan hastalarda tanı ve immunoterapi için sorumlu alerjen tespiti için
Alerjik hastalık ve/veya anaflaksi tablosu olan hastalarda tanı ve immunoterapi için sorumlu alerjen tespiti için
Alerjik hastalık ve/veya anaflaksi tablosu olan hastalarda tanı ve immunoterapi için sorumlu alerjen tespiti için
Alerjik hastalık ve/veya anaflaksi tablosu olan hastalarda tanı ve immunoterapi için sorumlu alerjen tespiti için
arsenik, kurşun, civa, kadmiyum, krom maruziyetinin izlenmesi amacıyla kullanılmaktadır.
Varlığı bilinen bir genetik değişim sonucunda ilgili gendeki spesifik bölgenin çalışılması için kullanılır.
Alerjik hastalık ve/veya anaflaksi tablosu olan hastalarda tanı ve immunoterapi için sorumlu alerjen tespiti için
* Pulmoner tromboemboli (PTE) şüphesi * Akciğer cerrahisi planlanan hastalarda cerrahi sonrası akciğer fonksiyon tayini (kantitatif akciğer sintigrafisi)
AKCİĞER HAVALANMASININ GÖRÜNTÜLENMESİ SAĞLANARAK AKCİĞERLERDE ENFEKSİYON,KİTLE VEYA SIVI VB. OLUŞUMLARIN VARLIĞI ARAŞTIRILIR.
* Pulmoner tromboemboli (PTE) şüphesi * Diğer; Şant, hepatopulmoner sendromu vb.