1.Otomatik kan sayım cihazlarınıda Flag (uyarı) (blast, lökopeni, lenfositoz, NRBC, olduğunda sonucu doğrulamak için 2. Otomatik kan sayım cihazlarının doğru sonuç vermediği durumlarda ( kanın donması veya ısınması, hiperlipidemi ,soğuk aglütininlerin bulunması, cryoglobinemi, dolaşımda bakteri ve fungusların olması, nötrofil veya trombositlerin kümeleşmesi, trombositlerin EDTA' ya bağlı kümeleşmesi vb) 3. Lösemi, Lenfoma, Multiple Myeloma, tanısında 4. Lökomoid reaksiyon ayırıcı tanısında (Kronik Myeloid Lösemi, enfeksiyon) 5. hemolitik ( herediter ve nonherediter hemolitik anemiler) ve nonhemolitik ( demir eksikliği, Vit B12 ekssikliği, folik asit vb) anemilerin tanısında 6. Talasemi, orak hücreli anemi tanı ve takibinde 7. HUS (Hemolitik Üremik Sendrom), TTP (Trombotik Trombositopenik Purpura) , ITP (İdiyopatik Trombositopenik Purpura= , DIC (Dissemine intravasküler koagülasyondan) tanı ve takibinde 8. Kurşun zehirlenmesi tanısında 9. Malarya vb parazitik enfeksiyon tanısında 10. Enfeksiyona bağlı toksik granülasyon, bant nötrofil tespitinde 11.Mikoplazma infeksiyonlarında Enfeksiyöz mononükleoz veya lenfoproliferatif hastalıklara bağlı olarak gelişen soğuk aglütininlere bağlı kırmızı küre yığınlarının görülmesi (Aglütinasyon) 12. Hepatit C veya plazma hücresi diskrazilerine bağlı olarak kıriyoglobineminin görülmesi 13.Enfeksiyöz mononükleoz ve diğer viral hastalıklar, inflamatuar veya malign hastalıklardan şüphelenildiğinde 14. Miyeloproliferatif hastalıklardan şüphe edildiğinde
Malignite şüpesi taşıdığı düşünülen doku veya kitlenin doku tanısını (kesin tanı) saptamak için kullanılan en hasarsız, hızlı ve kolay yöntemdir.
X'e bağlı hipofosfatemi (XLH) tanısı için kullanılır.
Alzheimer, demans ayırıcı tanısı, risk belirlenmesi Alzheimer hastalığı (AD), bilişsel bozulmaya ve nihayetinde demansa yol açan nörodejeneratif bir hastalıktır. Beyin patolojisi açısından AD, plaklarda hücre dışı ß-amiloid (Aß) peptit birikintilerinin ilerleyici birikimi ve nörofibriler yumaklarda tau proteinlerinin hücre içi birikintileri ile karakterize edilir. Aß ve tau'nun anormal metabolizmasının beyin fonksiyonlarının bozulmasına, sinapsların ve nöronların kaybına ve bilişsel gerilemeye yol açtığına inanılmaktadır. Çoğu AD hastasında en ciddi şekilde bozulan bilişsel alan, epizodik bellektir, ancak dil, görsel-mekansal performans, davranış ve yürütme işlevi gibi diğer alanlar da etkilenebilir. Tau proteini, BOS’daki dejeneratif değişikliklerin tanısal bir belirteci olarak çeşitli konfigürasyonlarda kullanılan nöronal aksonlarda bulunan mikrotubule bağlı bir proteindir. Tau proteini, BOS’daki dejeneratif değişikliklerin tanısal bir belirteci olarak çeşitli konfigürasyonlarda kullanılan nöronal aksonlarda bulunan mikrotubule bağlı bir proteindir. Fosfo-Tau (p-Tau), Tau'nun hiper fosforilasyonunu ve nörofibriler oluşumunu yansıtır. Tau farklı derecelerde fosforile edilebilir ve p-Tau'nun mikrotübüllere bağlanma yeteneği azalır, bu da aksonların stabilitesini azaltabileceği anlamına gelir. Artmış Fosfo-Tau'nun özgüllüğü Alzheimer için daha yüksektir.
Alerjik hastalık ve/veya anaflaksi tablosu olan hastalarda tanı ve immunoterapi için sorumlu alerjen tespiti için
Pıhtılaşma kaskadındaki intrensek yol ve ortak yol patolojilerini göstermeye yarayan bir tarama testidir.
Pirüvat, laktat düzeyleri ile birlikte ölçülerek metabolik hastalıkların değerlendirilmesinde kullanılır. Metabolik hastalıkların veya enerji üretimi sorunları şüphesi olan kişilerde kullanılır. Ayrıca mitokondriyal hastalıkların teşhisi için de kullanılabilir.
Neonatal anemi, sferositik olmayan anemi, ciddi glukoz 6- fosfat dehidrogenaz eksikliğinin değerlendirilmesi amacı ile kullanılır.
Neonatal anemi, sferositik olmayan anemi, ciddi glukoz 6- fosfat dehidrogenaz eksikliğinin değerlendirilmesi amacı ile kullanılır.
Pirüvat BOS Testi, genellikle mitokondriyal metabolizma bozukluklarının tesbitinde kullanılır. Hastada nöbet veya gelişme geriliği gibi nörolojik semptomlar mevcut olduğunda istenir. Nörolojik tutulumları olan hastalarda beyin-omurilik sıvısında laktik asit ile birlikte pirüvat ölçülmesi ve oranlama yapılarak (L:P) değerlendirilmesi önerilir.
Yenidoğanda PKU(Fenilketonüri) hastalığının; hastalık belirtileri ortaya çıkmadan erken tanısında kullanılır
PLA2G6 ile ilişkili distoni-parkinsonizm değişken bir başlangıç yaşına sahiptir, ancak çoğu birey erken yetişkinlikte yürüme bozukluğu veya nöropsikiyatrik değişikliklerle başvurur. Etkilenen bireyler, onlu yaşlarının sonlarından yirmili yaşların başlarına kadar sürekli olarak distoni ve parkinsonizm geliştirir ve buna hızlı bilişsel fonksiyonlarda azalma eşlik edebilir. Distoni en çok ellerde ve ayaklarda görülür ancak daha genel olabilir. Bu bireylerde parkinsonizmin en yaygın özellikleri bradikinezi, istirahat titremesi, sertlik ve postüral instabilitedir Biallelik patojenik varyant saptanması ile tanı konulur. Laboratuvarımızda PLA2G6 geninin tüm kodlayan bölgeleri için dizi analizi yapılmaktadır.
Alerjik hastalık ve/veya anaflaksi tablosu olan hastalarda tanı ve immunoterapi için sorumlu alerjen tespiti için
Germ hücreli tümörlerin tespiti amacı ile kullanılmaktadır.
Primer hiperaldosteronizm (adrenal adenom/karsinom, adrenal kortikal hiperplazi), sekonder hiperaldosteronizm (renovasküler hastalık, tuz eksikliği, potasyum yüklenmesi, asitli kardiyak yetmezlik, Batter sendromu) tanısı; Primer hipoaldosteronizm (Adrenal yetmezlik). sekonder hipoaldosteronizm (hiporeninemik hipoaldosteronizm) tanısı,; Hipertansiyon etyolojisinin araştırılması.
Primer hiperaldosteronizm (adrenal adenom/karsinom, adrenal kortikal hiperplazi), sekonder hiperaldosteronizm (renovasküler hastalık, tuz eksikliği, potasyum yüklenmesi, asitli kardiyak yetmezlik, Batter sendromu) tanısı; Primer hipoaldosteronizm (Adrenal yetmezlik). sekonder hipoaldosteronizm (hiporeninemik hipoaldosteronizm) tanısı,; Hipertansiyon etyolojisinin araştırılması.
Plazminojen eksikliği için tarama amacı ile kullanılmaktadır.
Test, kanda dolaşan Plasmodium falciparum ve Plasmodium vivax spesifik proteinlerin hızlı tespitine yaramakta ve falciparum ve vivax sıtmasının tanısı için kullanılmaktadır.
Detaylı bilgi için panel altındaki testlere bakınız...
Primer Bilire Kolanjit (PBC) tanısı/ayırıcı tanısı PML proteini, bir nükleer hormon reseptörü transkripsiyonel koaktivatörü olarak işlev görür. PML antikorları ile ANA testinde Nükleer Dots paternine neden olur. PBC'li bireylerde PML antikorları sıklıkla sp100 antikorları ile birlikte bulunur ve PBC hastalarının yaklaşık %19'unda bulunur. Mevcut çalışma, mitokondriyal antijenlere karşı otoantikorlar bulunmadığında bile PML antikorlarının PBC için oldukça spesifik olduğunu göstermektedir.
Pneumocystis Jirovecii tanısında kullanılır. Pneumocystis jirovecii, her yerde bulunan bir mantardır ve insanlara özgü bir patojendir. HIV, organ nakli alıcıları, kanser, T hücre eksikliği gibi altta yatan hastalığı olan yetişkin ve çocuk hastalarda P. jirovecii pnömonisinden (PCP) sorumludur. Akciğer radyolojik görünümünün ve klinik belirtilerin özgül olmaması, ko-enfeksiyon ve altta yatan enfeksiyöz olmayan nedenlerin sıklığı nedeniyle PCP tanısı koymak zordur ve tedavi özgüllüğü nedeniyle ivedilikle yapılması son derece önemlidir. Kültürde üretilmesi mümkün olmayan mikroorganizmanın tanısında tarihsel olarak, bronkoalveoler lavaj (BAL) sıvı örneklerinin tinktorial veya immünofloresan (IF) boyaması kullanılmaktaydı. Ancak yeterli değildir ve duyarlılığı düşüktür. Bu nedenle PCP'nin laboratuvar tanısı son birkaç yılda hızla gelişmiştir. PCP için PCR'nin P. jirovecii'yi tespit etmede den daha hassas olduğu farklı çalışmalarla kanıtlanmıştır. PCR testlerinin PCP tanısında özgüllüğü %83-100, duyarlılık %82-100 arasında değişmektedir. P. jirovecii perialveoler hücrelerin yüzeyinde, özellikle tip I pnömositlerde yaşar ve gelişir, bu nedenle en yüksek mantar yüküne sahip Bronkoalveoler lavaj (BAL) sıvısı en iyi numune tipi olarak önerilmektedir.
Pneumocystis Jirovecii tanısında kullanılır. Pneumocystis jirovecii, her yerde bulunan bir mantardır ve insanlara özgü bir patojendir. HIV, organ nakli alıcıları, kanser, T hücre eksikliği gibi altta yatan hastalığı olan yetişkin ve çocuk hastalarda P. jirovecii pnömonisinden (PCP) sorumludur. Akciğer radyolojik görünümünün ve klinik belirtilerin özgül olmaması, ko-enfeksiyon ve altta yatan enfeksiyöz olmayan nedenlerin sıklığı nedeniyle PCP tanısı koymak zordur ve tedavi özgüllüğü nedeniyle ivedilikle yapılması son derece önemlidir. Kültürde üretilmesi mümkün olmayan mikroorganizmanın tanısında tarihsel olarak, bronkoalveoler lavaj (BAL) sıvı örneklerinin tinktorial veya immünofloresan (IF) boyaması kullanılmaktaydı. Ancak yeterli değildir ve duyarlılığı düşüktür. Bu nedenle PCP'nin laboratuvar tanısı son birkaç yılda hızla gelişmiştir. PCP için PCR'nin P. jirovecii'yi tespit etmede den daha hassas olduğu farklı çalışmalarla kanıtlanmıştır. PCR testlerinin PCP tanısında özgüllüğü %83-100, duyarlılık %82-100 arasında değişmektedir. P. jirovecii perialveoler hücrelerin yüzeyinde, özellikle tip I pnömositlerde yaşar ve gelişir, bu nedenle en yüksek mantar yüküne sahip Bronkoalveoler lavaj (BAL) sıvısı en iyi numune tipi olarak önerilmektedir.
Paroksismal noktürnal hemoglobinirü yaş olarak erken yetişkinlik çağında görülen ve uzun süre devam eden bir hastalıktır. PNH, halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı, idrar renginde kırmızılık, karın ağrısı gibi nonspesifik bulgular ile başlayabilir. Primer olarak ortaya çıkabileceği gibi diğer hematolojik malinitelere sekonder olarak da ortaya çıkabilir. Hemolitik anemi, tromboz ve pansitopeni hastalığın gidişatında belirleyeci klinik oluşturan tablolardır. Birçok hastalığı taklit edebileceği için bu hastalığa ""büyük taklitçi"" de denir. Bu hastalıkta medyan survi 10 yıl kadardır. Hemolitik anemi, tromboz ve pansitopeni hastalığın gidişatında belirleyeci klinik oluşturan tablolardır.
Pnömokok aşı, pnömokok immunite kontrol, İmmün yetmezlik değerlendirilmesi Pnömokok antikoru immün yetmezliği olduğundan şüphelenilen bir hastanın hümoral immün durumunu değerlendirmek için yaygın olarak kullanılan bir tekniktir. Hümoral veya kombine immün yetmezlikler için yapılan bir değerlendirmenin parçası olarak, bir bireyin polisakarit antijen(ler)e karşı bir antikor tepkisi üretme yeteneğinin belirlenmesi, konjuge olmayan, 23 valanslı aşılarla aktif immünizasyona karşı IgG antikor yanıtının değerlendirilmesi ve konjuge, 13 valanslı aşılarla aktif bağışıklamaya karşı IgG antikor yanıtının değerlendirilmesi için kullanılır. Testin kullanımının en önemli nedeni, immün yetmezliği düşündüren klinik bulguları olan hastalarda (yani açıklanamayan veya tekrarlayan enfeksiyonlar ve düşük immünoglobulin seviyeleri) spesifik bir polisakkarit antikor yanıtı oluşturma yeteneğinin değerlendirilmesidir. American Academy of Allergy, Asthma and Immunology'nin (AAAAI), pnömokok antikor testinin yorumlanmasındaki tutarsızlıklara işaret eden ve bu testlerin rutin kullanımına yönelik yaklaşımlar öneren bir rapor yayınladı. İdeal olarak, aşı öncesi numune (en sık aşılama gününde alınır) ve aşıdan 2-4 hafta sonra alınan serum numunesi aynı anda test edilmelidir. Bu antijenik aşı türlerinin her birine karşı antikor yanıtları hakkında değerli bilgiler verir; başlangıç örneğine göre önceden tanımlanmış (2-4 kat) sonuçlar veya mutlak bir ""koruyucu"" antikor konsantrasyonu elde eden serotiplerin yüzdesinin belirlenmesiyle değerlendirilir.
Alerjik hastalık ve/veya anaflaksi tablosu olan hastalarda tanı ve immunoterapi için sorumlu alerjen tespiti için
Polyomavirusları BK ve JC virüs enfeksiyonu tanı ve takibi Polyomavirusları DNA içeren küçük ve klinik öneme sahip virüslerdir. Bu grupta Simian Virüs 40 (SV-40), JC virüsü (JCV) ve BK virüsü (BKV) bulunur. BKV ve JCV insanda hastalık yaparlar. BK virüsü esas olarak çocukları etkiler. Pediatrik hastaların yaklaşık %90'ı 5 yaşına kadar BK virüsü ile temasa geçmiştir. İdrar yolu daha sık etkilenir ve hemorajik sistit, nefropati ve mesane kanserine neden olabilir.BK virüsün klinik olarak en önemli olduğu yer böbrek transplant hastalarında interstisyel nefrit ve ilişkili nefropatiye neden olmasıdır. JC virüsünün nasıl bulaştığı tam olarak anlaşılamamıştır, yetişkin popülasyonun yaklaşık %80-90'ında JC virüsüne karşı spesifik antikorlar bulunur. Enfeksiyon çocukluk döneminde ortaya çıkar ve genellikle klinik bir bulgu yoktur ve üst solunum yollarında iltihaplanma meydana gelebilir. Virüs latenttir ancak bağışıklığı baskılanmış hastalarda, JC virüsü idrarda bulunabilir ve böbrekler, virüsün latent formda kalıcılığının ana organlarıdır. JC virüsü herhangi bir memeli hücresini enfekte edebilir. Laboratuvar tanısı için BKV DNA PCR yapılır. Plazma BKV DNA varlığı hastalığın dinamiklerini yansıtır ve transplantasyon sonrası takipte önemlidir. Bununla birlikte, BKV DNA plazma dışında idrarda saptanabilir ve BKV nefropatisi tanısında kullanılabilir. Bu test ilişkili hastalık için uygun risk faktörlerine sahip hastalarda kullanım içindir ve asemptomatik hastaların taranması için endike değildir.
Merkezi sinir sisteminde JC (John Cunningham virüsü) ve BK virüslerinin DNA tespiti. BK/JC virüs enfeksiyonu tanı ve takibi JC virüsü (JCV), demiyelinizan bir SSS enfeksiyonu olan progresif multifokal lökoensefalopatinin (PML) etkenidir. JCV DNA'sını saptamak için BOS PCR'nin kullanılması, önceden kesin tanı için beyin biyopsisi gerektiren bu hastalık için önemli bir minimal invaziv tanı testi haline gelmiştir. JCV için BOS PCR'nin, fokal nörolojik belirti ve semptomlarla başvuran HIV ile enfekte hastaların prospektif analizlerinde gösterildiği gibi, PML tanısı için %50-75 duyarlılığı ve %100 özgüllüğü vardır. İdrar ve kandaki JCV viral yükleri, JCV'ye bağlı klinik SSS enfeksiyonunu öngörmez, çünkü virüri enfekte olmamış kontrol deneklerinde sık ??bulunur ve JCV viremi, PML'nin varlığıyla değil, yalnızca immünsupresyon seviyesiyle ilişkili kabul edilir. BOS'taki JCV viral yükü ile PML prognozu arasındaki potansiyel bir korelasyon kantitatif PCR ile PML'li hastadan alınan BOS örneklerinin JCV yükünde (>6 log birim) geniş varyasyonlar olduğu, >4.7 log birim değerlerinin daha kısa hasta sağkalım süresiyle ilişkili olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte, BOS viral yük değerleri ile hasarlı beyin dokusunun genel hacmi arasında bir korelasyon yoktur. BOS JCV yükleri, mutlak CD4 hücre sayıları veya plazma HIV viral yükleri ile korele değildir.
Polyomavirusları BK ve JC virüs enfeksiyonu tanı ve takibi Polyomavirusları DNA içeren küçük ve klinik öneme sahip virüslerdir. Bu grupta Simian Virüs 40 (SV-40), JC virüsü (JCV) ve BK virüsü (BKV) bulunur. BKV ve JCV insanda hastalık yaparlar. BK virüsü esas olarak çocukları etkiler. Pediatrik hastaların yaklaşık %90'ı 5 yaşına kadar BK virüsü ile temasa geçmiştir. İdrar yolu daha sık etkilenir ve hemorajik sistit, nefropati ve mesane kanserine neden olabilir.BK virüsün klinik olarak en önemli olduğu yer böbrek transplant hastalarında interstisyel nefrit ve ilişkili nefropatiye neden olmasıdır. JC virüsünün nasıl bulaştığı tam olarak anlaşılamamıştır, yetişkin popülasyonun yaklaşık %80-90'ında JC virüsüne karşı spesifik antikorlar bulunur. Enfeksiyon çocukluk döneminde ortaya çıkar ve genellikle klinik bir bulgu yoktur ve üst solunum yollarında iltihaplanma meydana gelebilir. Virüs latenttir ancak bağışıklığı baskılanmış hastalarda, JC virüsü idrarda bulunabilir ve böbrekler, virüsün latent formda kalıcılığının ana organlarıdır. JC virüsü herhangi bir memeli hücresini enfekte edebilir. Laboratuvar tanısı için BKV DNA PCR yapılır. Plazma BKV DNA varlığı hastalığın dinamiklerini yansıtır ve transplantasyon sonrası takipte önemlidir. Bununla birlikte, BKV DNA plazma dışında idrarda saptanabilir ve BKV nefropatisi tanısında kullanılabilir. Bu test ilişkili hastalık için uygun risk faktörlerine sahip hastalarda kullanım içindir ve asemptomatik hastaların taranması için endike değildir.
Alerjik hastalık ve/veya anaflaksi tablosu olan hastalarda tanı ve immunoterapi için sorumlu alerjen tespiti için
Ultrasonografi ses dalgaları kullanılarak gerçekleştirilen bir görüntüleme testidir. Özellikle karaciğer hastalığı bulunan bireylerde portal dolaşımdaki akım özelliklerinde sorun olup olmadığını, portal sistemin açıklığını ( tromboz değerlendirilmesi) saptamak için yapılan tetkiktir.
Limbik ensefalit ayırıcı tanısı, Voltaj kapılı potasyum kanalı (VGKC) antikor ensefaliti tanısı Voltaj kapılı potasyum kanalı (VGKC) antikor ensefaliti, voltaj kapılı potasyum kanalının bileşenlerine karşı antikorları olan küçük bir otoimmün ensefalit grubunu tanımlar. En yaygın otoimmün limbik ensefalit formlarından biridir. VGKC antikorlar; LGI1, CASPR2, Bilinmeyen antijenli VGKC antikorları şeklinde sınıflandırılırlar. Bu kompleksin diğer bileşenleri arasında presinaptik Kv1.1 ve Kv1.2 alt birimleri ve postsinaptik AMPA reseptörü bulunur. Klinik semptom ve bulgular pozitif bulunan antikora bağlı olarak değişebilir. Anti-LGI1 pozitifliğinde, Limbik ensefalit, Faciobranchial distonik nöbetler, Hiponatremi, kısa süreli hafıza kaybı ve epileptik nöbetlerle karakterize olan klasik limbik ensefalit semptomlarıyla ilişkilendirilmiştir. Sıklıkla REM uyku davranış bozukluğu ile ilişkilendirilen bir amnestik eksiklik ortaya çıkar ve epileptik nöbetler gelişir. Orofasiyal bölge ve üst ekstremitelerde distonik olabilirler (fasyobrakial distonik nöbetler). Anti-CASPR2 pozitifliğinde, Limbik ensefalit, Nöromiyotoni, Morvan sendromu gözlenebilir. Tanımlanmamış antijenlere yönelik VGKC antikorları varlığında ise son derece değişken klinik görünüm söz konusudur. Geleneksel olarak tüm VGKC antikorlarını bir arada (total) test etmek için kullanılan RIA yöntemi ile bu antikorlara özel CBA testleri kıyaslayan çalışmalar yapılmıştır ve RIA tarafından pozitif VGKC antikoru olan ama CBA yöntemi ile LGI1 veya CASPR antikorlarının negatif olan hastaların ağırlıklı olarak gerçek bir limbik ensefalitten ziyade otoimmün/inflamatuar bir fenotipi tespit ettiği gösterilmiştir. Bu bulgular ışığında, RIA ile çalışılan VGKC antikorlarının total çalışılmasının tanıya ek katkısı olmadığı düşünülmektedir. Bu nedenle ilk basamak test olarak LGI1/CASPR2 antikor testleri önerilmeye başlanmıştır.
Limbik ensefalit ayırıcı tanısı, Voltaj kapılı potasyum kanalı (VGKC) antikor ensefaliti tanısı Voltaj kapılı potasyum kanalı (VGKC) antikor ensefaliti, voltaj kapılı potasyum kanalının bileşenlerine karşı antikorları olan küçük bir otoimmün ensefalit grubunu tanımlar. En yaygın otoimmün limbik ensefalit formlarından biridir. VGKC antikorlar; LGI1, CASPR2, Bilinmeyen antijenli VGKC antikorları şeklinde sınıflandırılırlar. Bu kompleksin diğer bileşenleri arasında presinaptik Kv1.1 ve Kv1.2 alt birimleri ve postsinaptik AMPA reseptörü bulunur. Klinik semptom ve bulgular pozitif bulunan antikora bağlı olarak değişebilir. Anti-LGI1 pozitifliğinde, Limbik ensefalit, Faciobranchial distonik nöbetler, Hiponatremi, kısa süreli hafıza kaybı ve epileptik nöbetlerle karakterize olan klasik limbik ensefalit semptomlarıyla ilişkilendirilmiştir. Sıklıkla REM uyku davranış bozukluğu ile ilişkilendirilen bir amnestik eksiklik ortaya çıkar ve epileptik nöbetler gelişir. Orofasiyal bölge ve üst ekstremitelerde distonik olabilirler (fasyobrakial distonik nöbetler). Anti-CASPR2 pozitifliğinde, Limbik ensefalit, Nöromiyotoni, Morvan sendromu gözlenebilir. Tanımlanmamış antijenlere yönelik VGKC antikorları varlığında ise son derece değişken klinik görünüm söz konusudur. Geleneksel olarak tüm VGKC antikorlarını bir arada (total) test etmek için kullanılan RIA yöntemi ile bu antikorlara özel CBA testleri kıyaslayan çalışmalar yapılmıştır ve RIA tarafından pozitif VGKC antikoru olan ama CBA yöntemi ile LGI1 veya CASPR antikorlarının negatif olan hastaların ağırlıklı olarak gerçek bir limbik ensefalitten ziyade otoimmün/inflamatuar bir fenotipi tespit ettiği gösterilmiştir. Bu bulgular ışığında, RIA ile çalışılan VGKC antikorlarının total çalışılmasının tanıya ek katkısı olmadığı düşünülmektedir. Bu nedenle ilk basamak test olarak LGI1/CASPR2 antikor testleri önerilmeye başlanmıştır.
Testin kullanım amacı nörolojik bozuklukların tanısı, tedavi takibinde önemlidir.
Hiper veya hipokalemi nedeninin belirlenmesi
Elektrolit dengesi, kardiyak aritmi, kas güçsüzlüğü, hepatik ensefalopati ve böbrek yetmezliğinin değerlendirilmesi