Böbrek hastalıklarının değerlendirilmesinde, ortostatik proteinüri, Monoklonal gamopati taramasında kullanılır.
Karaciğer, böbrek, kemik iliği ile ilgili çeşitli hastalıkların tanı ve tedavi takibinde, nutrisyonel durumun değerlendirilmesinde kullanılır.
Karaciğer fonksiyonlarının değerlendirilmesi çevresel ve kimyasal faktörlere bağlı gelişen karaciğer disfonksiyonlarının tanımlanması İnterferon tedavisi alan kronik hepatit C hastalarında karaciğerdeki histolojik gelişimin gösterilmesi Gebelikte intrahepatik kolestazın değerlendirilmesinde ve karaciğer fonksiyonlarının değerlendirilmesinde yardımcı test olarak kullanılmaktadır.
Karaciğer fonksiyonlarının değerlendirilmesi çevresel ve kimyasal faktörlere bağlı gelişen karaciğer disfonksiyonlarının tanımlanması İnterferon tedavisi alan kronik hepatit C hastalarındaki karaciğerdeki histolojik gelişimin gösterilmesi Gebelikte intrahepatik kolestazın değerlendirilmesinde ve Karaciğer fonksiyonlarının değerlendirilmesinde yardımcı test olarak kullanılmaktadır.
Alzheimer Hastalığı tanısı Alzheimer hastalığı (AD), bilişsel bozulmaya ve nihayetinde demansa yol açan nörodejeneratif bir hastalıktır. Beyin patolojisi açısından AD, plaklarda hücre dışı ß-amiloid (Aß) peptit birikintilerinin ilerleyici birikimi ve nörofibriler yumaklarda tau proteinlerinin hücre içi birikintileri ile karakterize edilir. Aß ve tau'nun anormal metabolizmasının beyin fonksiyonlarının bozulmasına, sinapsların ve nöronların kaybına ve bilişsel gerilemeye yol açtığına inanılmaktadır. Çoğu AD hastasında en ciddi şekilde bozulan bilişsel alan, epizodik bellektir, ancak dil, görsel-mekansal performans, davranış ve yürütme işlevi gibi diğer alanlar da etkilenebilir. Tau proteini, BOS’daki dejeneratif değişikliklerin tanısal bir belirteci olarak çeşitli konfigürasyonlarda kullanılan nöronal aksonlarda bulunan mikrotubule bağlı bir proteindir. Tau proteini, BOS’daki dejeneratif değişikliklerin tanısal bir belirteci olarak çeşitli konfigürasyonlarda kullanılan nöronal aksonlarda bulunan mikrotubule bağlı bir proteindir. Tau proteini, BOS’daki dejeneratif değişikliklerin tanısal bir belirteci olarak çeşitli konfigürasyonlarda kullanılan nöronal aksonlarda bulunan mikrotubule bağlı bir proteindir. Tau proteini, BOS’daki dejeneratif değişikliklerin tanısal bir belirteci olarak çeşitli konfigürasyonlarda kullanılan nöronal aksonlarda bulunan mikrotubule bağlı bir proteindir.
TPHA testi treponemal serolojik testlerdendir. Sifiliz tanı algoritmaları içerisinde yeri vardır. Zaman zaman non-treponemal testlerin doğrulanması için, zaman zaman da sifiliz taramasında ilk test olarak kullanılır (reverse algorithm).
TPHA testi, indirekt hemaglütinasyon yöntemi ile sifiliz tanısının doğrulanması için kullanılan serolojik testlerdendir. Bu test tedavi takibinde kullanılmaz.
Sifilis, Treponema pallidumun neden olduğu hala dünyanın en sık görülen cinsel yolla bulaşan hastalığıdır. Primer, sekonder ve erken latent olmak üzere üç döneme ayrılır. Primer enfeksiyon kendini 10-90 günlük bir inkübasyon periodunun ardından etkenin giriş yerinde ağrısız şankr ile gösterir. sifilis tanısı için kullanılan treponemal testlerden olan TPHA, gerçek ve yalancı pozitif nontreponemal test sonuçlarının doğrulaması için kullanılmaktadırlar.
Geç İnfantil Nöronal Seroid Lipofuksinozis (NCL2, Jansky-Bielschowsky Hastalığı) taraması.
Otoimmun nörolojik hastalıkların ayırıcı tanısı (Paraneoplasitk panel içinde çalışılır) Paraneoplastik nörolojik bozukluklar, altta yatan bir neoplazmı olan hastalardaki bir grup heterojen nörolojik bozukluğu temsil eder. Paraneoplastik nörolojik bozukluklar nispeten nadirdir ve insidansının kanser hastalarının %0.01'i olduğu tahmin edilmektedir. Patogenezleri, metastazlara veya tümörün doğrudan invazyonuna değil, tümöre yönelik immün savunmanın immünolojik yan etkilerine atfedilir. Paraneoplastik nörolojik bozuklukların klinik özellikleri pleiotropiktir. Paraneoplastik serebellar dejenerasyon (PCD) en karakteristik sendromdur. Paraneoplastik serebellar dejenerasyon genellikle semptomların subakut başlangıcını ve müteakip sabit ilerlemeyi gösterir. Simetrik ataksi ve serebellar yürüme ataksisi, dizartri ve nistagmus ana özelliklerdir. PCD'li vakaların yaklaşık üçte birinde, altta yatan neoplazma, tipik olarak bir küçük hücreli akciğer karsinomu (KHAK) olan bir pulmoner malignomdur. Ayrıca PCD'nin yumurtalık karsinomu ve Hodgkin lenfoma ile sırasıyla %25 ve %15'e tekabül eden sık bir ilişkisi vardır. Tr (DNER)'e karşı antikorlar meme veya yumurtalık kanseri, küçük hücreli akciğer kanseri, timoma, Hodgkins lenfomada görülebilir ve paraneoplastik ensefalomiyelit veya serebellar dejenerasyonla ilişkilidir. Anti-Tr serebellar ataksi, paraneoplastik otoimmün bir hastalık olarak kabul edilmesine rağmen, tümör olmadan da ortaya çıkabilir. Otoimmün, paraneoplastik olmayan hastalık, antikorların kaybolmasıyla immünoterapiye daha iyi yanıt verir. Buna karşılık, paraneoplastik forma sahip hastalar, immünoterapi ve tümör rezeksiyonu ile iyileşme gösterseler de, kalıcı düşük titrelerde anti-Tr antikorları ile semptomatik olmaya devam edebilirler. Anti-Tr taraması, edinilmiş serebellar ataksili hastaların rutin tetkikleri arasında yer almalıdır çünkü bu antikorlar, erken başlatılırsa immünoterapiye yanıt veren bir otoimmün alt grubu tanımlar.
Otoimmun nörolojik hastalıkların ayırıcı tanısı (Paraneoplasitk panel içinde çalışılır) Nörolojik sendromlar vasküler, inflamatuar, dejeneratif, metabolik veya genetik nedenlerden kaynaklanabilir. Enfeksiyöz olmayan bozuklukların bazıları otoantikorlarla ilişkilidir. Nöronal sendromlarla ilişkilendirilen otoanatikorlar nöronal hücre yüzeyi antijenlerini hedef alan otoantikorlar ve Hücre içi antijenleri hedef alan otoantikorlar Doğrudan patojenik bir etki gösterir ve nöronal hasara ve nöronal ölüme neden olur. Hücre içi antijenleri hedef alan otoantikorlar doğrudan patojenik görünmemektedir, ancak kanserin tanısal biyobelirteçleri olarak kullanılabilirler. Bu antikorlar neredeyse sadece para neoplastik serebellar dejenerasyon ve Hodgkin hastalığı olan erkeklerde görülür. Tr (DNER)'e karşı antikorlar meme veya yumurtalık kanseri, küçük hücreli akciğer kanseri, timoma, Hodgkins lenfomada görülebilir ve paraneoplastik ensefalomiyelit veya serebellar dejenerasyonla ilişkilidir. Anti-Tr serebellar ataksi, paraneoplastik otoimmün bir hastalık olarak kabul edilmesine rağmen, tümör olmadan da ortaya çıkabilir. Otoimmün, paraneoplastik olmayan hastalık, antikorların kaybolmasıyla immünoterapiye daha iyi yanıt verir. Buna karşılık, paraneoplastik forma sahip hastalar, immünoterapi ve tümör rezeksiyonu ile iyileşme gösterseler de, kalıcı düşük titrelerde anti-Tr antikorları ile semptomatik olmaya devam edebilirler. Anti-Tr taraması, edinilmiş serebellar ataksili hastaların rutin tetkikleri arasında yer almalıdır çünkü bu antikorlar, erken başlatılırsa immünoterapiye yanıt veren bir otoimmün alt grubu tanımlar.
Demir bağlama kapasitesinin direk ölçüsüdür. Demir dengesi, eksikliği ve herediter hemokromatoziste olduğu gibi fazlalığını değerlendirmek için diğer bazı testlerle birlikte kullanılır.
t(12:21) tanısı ve takibi için kullanılır.
Plazma hücreli myelomada kötü prognostik marker olarak değerlendirilmektedir.
Pediatrik AML hastalarında tanı ve takipte kullanılır.
t(9:22) tanı ve takibi için kullanılır.
Ultrasonografi ses dalgaları kullanılarak gerçekleştirilen bir görüntüleme testidir. Prostat ve seminal veziküllerde yer kaplayan lezyon var ise tespit edilir.
Kalp damar hastalıklarının tanı ve takibinde kullanılan bir testtir. Kişiye belli kriterlere uygun şekilde egzersiz yaptırılarak kalp iş yükünün arttırılması ve bu esnada kalp kasının beslenmesinde yetersizliğe yol açabilecek bir kalp damar hastalığının olup olmadığını arştırmak amacı ile yapılır.
Erkeklerde de üretrit ve kadınlarda vaginit, servisit ve üretrit nedeni olan bir protozoandır. Klasik vaginal akıntı bol, yeşil, köpüklü ve oldukça kötü kokuludur.
Cinsel yolla bulaşan Trichomonas vaginalis enfeksiyonlarının hızlı taraması
Kardiyovasküler risk değerlendirmesinde kullanılır. Kolesterol ve trigliserit düzeyleri birbirlerinden bağımsız olarak yükselebildiği için kolesterol ve trigliserit ölçümünün birlikte yapılması daha değerlidir.
Kardiyovasküler risk değerlendirmesinde kullanılır. Kolesterol ve trigliserit düzeyleri birbirlerinden bağımsız olarak yükselebildiği için kolesterol ve trigliserit ölçümünün birlikte yapılması daha değerlidir.
Anafilakside rol oynayan mediatörlerden biri olan triptaz, nötral proteazdır. Anafilaksi tanısının doğrulanmasında ve mastositozların tanısında kullanılır.
Heparin ve heparin benzeri antikoagülanların dışlanması veya gösterilmesi amacıyla kullanılır.
Yaygın hastalıkların çoğunluğu poligeniktir, yani birçok farklı genin kombine hareketinden kaynaklanır. Ayrıca yakın zamandaki kanıtlar gen-gen ve gen-çevre arası etkileşimin etkilerinin yaygın olduğunu göstermektedir. Ancak tekgen hastalıkları ile arasındaki en temel fark yaygın hastalıklarda kalıtılanın hastalık değil, hastalığa yatkınlık olmasıdır ki bu da bu hastalıkların genetik çalışmasını önemli kılmaktadır. Çünkü bu sayede elde edilecek bilgi, bireyin hastalığa yakalanma riskinin yüksek olacağı bilgisidir. Bu bilgi ile bireyselleştirilmiş medikal ya da yaşam koşulları ile korunma mümkün olabilmektedir. Trombofili 6'lı panel; pıhtılaşma mekanizmasında rol alan ve hastalık yatkınlıklarıyla ilişkili olduğu bililnen FV Leiden, FII (protrombin) , MTHFR 677 ve 1298, PAI-1, F13 polimorfizmlerinin saptanması amacıyla çalışılır.
Trombosit düşüklük ve yüksekliğinin saptanması