| Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle uzun ve topyekûn bir hazırlık süreci sonrası 26 Ağustos 1922 Cumartesi sabahı Afyon önlerinde başlayan “Büyük Türk Taarruzu” ile yaklaşık üç buçuk yıldır Batı Anadolu’da devam eden Yunan işgali son buldu. Muzaffer Türk ordularının saldırısı karşısında direniş gösteremeyen Yunan Ordusu geri çekilmeye başladı ve 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” ile yok edildi. Artık Türk ordusunun hedefi, Başkomutanın “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emriyle birlikte dinlenmeden ve uyumadan, insanüstü bir gayretle, bağımsızlık mücadelemizin sembol şehri olan İzmir’e ulaşmaktı. Günler süren takip hareketi sonrasında, Yunan işgali altında bulunan köy, kasaba ve şehirlerimiz kurtarıldı ve Türk askeri, 9 Eylül 1922 Cumartesi sabahında İzmir’e vardı. 18 Eylül tarihi itibariyle Anadolu’nun batısında tek bir düşman kuvveti kalmamıştı. Başkomutanlık Meydan Muharebesi sonrası, savaş sahasını gezen Gazi Mustafa Kemal Paşa, bir çukurun içinde, üzeri yarı toprakla gömülü halde yatan bir şehidimizin, elindeki sancağı gökyüzüne doğru dik tutar bir şekilde kaskatı kaldığını görmüştü. Gazi, bu askerin kimliğini sordurmuş, fakat kim olduğu bulunamadığı için “Meçhul Asker” denilmişti. Başkomutan, yaşananları en iyi anlatan bu anın ölümsüzleşmesi adına, alana bir anıt yapılması emrini vermişti. Gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra 1924 yılında, 30 Ağustos’un yıldönümünde anıtın temel atma töreni gerçekleştirildi. Temel atma törenine katılan Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, kazanılan zaferin tarihsel anlamına vurgu yapan şu konuşmayı yapmıştı: “Bu sahada akan Türk kanları, bu semada uçan şehit ruhları devlet ve cumhuriyetimizin ebedi muhafızlarıdır. Burada temelini attığımız “Şehit Asker” abidesi işte o ruhları, o ruhlarla beraber gazi arkadaşlarını, fedakâr kahraman Türk milletini temsil edecektir. Bu abide Türk vatanına göz dikeceklere Türk’ün 30 Ağustos günündeki ateşini, süngüsünü, saldırısındaki kudret ve iradesindeki şiddeti hatırlatacaktır” |